Görelilik Teorileri Nedir?

“Bu tatil günleri hep hızlı geçiyor” gibi sözleri bir öğrenciden duymanız çok olasıdır. Ancak böyle bir şey olabilir mi? Zaman daha hızlı akabilir mi? Bu soruların cevabını adını hiçbir zaman unutamayacağımız Albert Einstein verdi. Evet zaman farklı hızlarda akabilir çünkü zaman görelidir ve Einstein bunu görelilik teorileri ile bizlere anlatmıştır. Gelin bu görelilik teorilerine yakından bakalım.

Klasik fiziğin kurucusu olarak bilinen Isaac Newton zaman kavramını mutlak ve her şeyden bağımsız bir olgu olarak tanımlamıştı. Ancak Einstein’a göre zaman göreceliydi. Bu konu hakkında teorilerini destekleyen denklemlerin de bulunduğu makalesini 1905 yılında duyurdu. Einstein’a göre bir gözlemciye göre hızınız ne kadar fazlaysa sizin için zaman, gözlemcinin zamanına göre yavaş akar. Özel görelilik teorisi diye adlandırılan bu görüş o zamanki bilgiye göre çok sıra dışı bir görüştü ve Einstein’ın ne kadar büyük ve inanılmaz bir bilim insanı olmasının kanıtlarından biriydi. Ancak Einstein durmayacak ve 10 yıl süren bir çalışmanın sonucu olarak kütle çekimi ile özel göreliliği bir nevi birleştirerek genel görelilik teorisi ile çıkacaktı karşımıza.

Özel Görelilik

Özel göreliliği anlamak için şöyle bir düşünce deneyimiz olsun. Saniyede 225 bin km hızla giden bir arkadaşımız olsun ve biz arkadaşımız ile elimizdeki fenerle ışık hızını yarıştıralım. Arkadaşımız ile ışık yarışmaya başladığında bizim gördüğümüz arkadaşımızın ışığa göre yaklaşık saniyede 75 bin kilometre yavaş gittiği yani ışık arkadaşımızdan saniyede 75 bin kilometre hızla uzaklaşıyor. Ancak arkadaşımızın gözünde ışık ondan yine ışık hızında yani saniyede 300 bin kilometre hızla uzaklaşacaktır. Burada bizim ile arkadaşımız arasında bir farklılık oluşuyor. Bu farklılığı hız formülü ile açıklamak mümkün. Hız alınan mesafenin geçen zamana bölümü demek kısaca. Bu olayda da arkadaşımızın aldığı mesafe değişmediği için hız farklılığı ancak zamandan dolayı olabilir. Arkadaşımız hızlı gittikçe onun için zaman yavaşlıyor fakat bize göre. Arkadaşımız hareket etmiyor ona göre yine normal bir şekilde devam ediyor hayat. Ancak arkadaşımız durduğunda onun saatindeki yelkovan bizim saatimizdekine göre daha az yol alıyor. Aslında bu olaya zaman genişlemesi deniyor ve her hız farklılığında oluyor ancak düşük hızlarda hissetmek pek mümkün değil.

Genel Görelilik

Einstein genel görelilik teorisinde uzay ve zamanı bir bütün olarak uzay-zaman olarak ele alıyor ve bildiğimiz 3 boyutlu yapıya 4.boyut olarak zamanı katıyordu. Einstein bunun doğru olduğunu kanıtlaması için Newton’dan bu yana gelen kütle çekim kuvvetini sağlaması gerekiyordu. Isaac Newton kütle çekim kuvvetini iki cisim arasında var olan hayali bir halat ile birbirlerini çekiyor diye tanımlamıştı. Ancak Einstein, kütle çekimini uzay-zaman içinde kütlesi olan her şeyin uzay-zamanı eğdiğini ve bu sayede kütle çekim kuvvetinin oluştuğunu söylüyordu. Örneğin Güneş çok büyük bir kütleye sahip olduğu için gezegenler onun yörüngesinde dönüyor ve Ay’ın kütlesi Dünya’ya göre küçük olduğu için Ay’da Dünya yörüngesinde dönüyordu. Bu olayı “Einstein ve Eddington” filminde bir sahnede açıklıyorlar. Ayrıca filmin tamamını da izlemenizi öneririm. Einstein bu teoriyi sunduktan sonra elbette ki deneylerle test edilmeye başlandı. Ve az önce filme ismini veren Arthur Stan Eddington bir güneş tutulması sırasında bir yıldızı iki farklı yerden gözlemleyerek yıldızdan gelen ışıkta Einstein’ın öne sürdüğü gibi Güneş’in kütle çekim etkisi olup olmadığını test etti. Ve Einstein haklı çıktı.

Genel Görelilik

Bu yazımda sizlere Einstein’ın çok önemli iki teorisini anlatmaya çalıştım. Zamanın yavaş akması gibi akıl sınırlarını zorlayan konularda düşününce beyninizi kaybediyor gibi olabilirsiniz. Ancak korkmayın yalnız değilsiniz. Bu konu hakkında yorumlarınızı bekliyorum.

YORUMLAR

  1. […] eski bir NASA astronotunu işe çağırıyorlar. Filmde ayrıca solucan delikleri,karadelik ve görelilik teorilerine de değiniliyor. Bu filmi izlediğinizde yeni bir şeyler öğrenebileceğinize söz […]

  2. […] derecede yoğun maddeler diyebiliriz. O kadar yoğun ki Einstein’ın ortaya attığı uzay-zaman örtüsünü sonsuzluğa kadar bükebilecek bir madde. İşte tam da bu yüzden uzay-zamanı o kadar büküyor ki […]

Sizin Düşünceleriniz

%d blogcu bunu beğendi: