NASA Gerçekten de Gerekli mi?

Geçtiğimiz günlerde “Gelen Kutusu” na düşen bir maille internet üzerinde insanların “NASA Gerçekten de Gerekli mi?” sorusunu Reddit ve Quora gibi platformlarda tartıştığını fark ettim. Bu konuyu daha önce çevremde insanlarla birkaç kez tartışmış olmama rağmen araştırmaya karar verdim ve fikrimin çok değiştiğini de söyleyemem açıkçası.

Günümüz dünyası, insanlığın bir parazit gibi yeryüzüne yayılması ve doğal kaynakları tüketerek çevreye zararlı atıklar bırakması ile günden güne daha da kötü bir hal alıyor. Özellikle uzay bilimi çalışmalarına ağırlık verilen şu günlerde insanlar da haklı olarak (biraz da kendilerine düşen sorumluluktan kaçmak için), NASA için ayrılan yaklaşık 23 milyar dolar (191 Milyar 500 Bin Türk Lirası) bütçenin gerçekten gerekli olup olmadığını, bu bütçe ile dünyada birçok sorunun önüne geçilip geçilemeyeceğini sorguluyor. Uzay araştırmalarının ve uydu fırlatma seanslarının oldukça maliyetli olduğunu düşünürsek ayırılan bu bütçe bile yeterli gelmiyor olabilir. Şimdi gelin hep beraber NASA’ya ayrılan bütçenin uzay çalışmaları dışında insanlığa getirilerine bir göz atalım;

Her Yeni Keşif Yeni Bir Mühendislik Alanı

Hâlihazırda uzay çalışmaları keşif uydularından gelen görseller ve yeryüzünde konuşlandırılmış teleskoplar ile yapılan çekimler ile devam ediyor ve yapılan her yeni keşif beraberinde o keşfi araştıracak bir insan ihtiyacını da getiriyor. Uzaya çıkma ihtiyacının Roket Mühendisliği, uzayı inceleme ihtiyacının ise Uzay Mühendisliği’ni ortaya çıkartması gibi her yeni keşif yeni bir iş olanağını da beraberinde getiriyor. Yine de bu iş olanakları sıradan insanlar için ulaşılması zor bir olanak çünkü herkes bu işi yapmak istese de hiç kimse gerekli çabayı göstermek için çalışmıyor.

Farklı Şekilde Geliştirilen Teknolojiler

Su Üretimi Makineleri

Uzay içerisinde astronotların su ihtiyacını karşılamak ve biraz da mekiğe eklenecek olan su deposundan tasarruf etmek için geliştirilen “Üre Geri Dönüştürme Makinesi”, astronotların idrarını bizim marketlerden aldığımız sulardan bile daha temiz olan suyu elde etmek için kullanıyor. Bu teknoloji ile su kıtlığı çeken birçok coğrafya, bu problemden kurtulabilir hâle geliyor. Bu cihazı insanlar kullanmak isterler mi bilmem ama zorlu şartlar insana yapmayacağı şeyleri yapma yetisi kazandırabilir.

Sıvı Geri Dönüşüm Sistemi (WRS)
Karbondioksit (CO2) Radarları

NASA’ya bağlı 3 farklı merkezin bir araya gelerek yaptığı bir çalışma ile ortaya çıkan “CO2 Radarları”, araçlar ve fabrikalar tarafından Dünya’mızın atmosferine salınan karbondioksit gazını ve bu gazın oluşturduğu gaz bulutunun atmosferdeki oranını hesaplama görevi üstleniyor. Böylece atmosferimizde bulunan ve küresel ısınmaya neden olan CO2 gazının oranı belirlenerek hükûmetlere önlem almaları için bilgi veriliyor. Ayrıca açıklanan veriler de insanların karbon salınımı yapmayan daha temiz enerji kaynaklarına yönelmesine önayak oluyor.

Nasa Uyduları İklim Değişikliğinin Sebeplerini Araştırıyor
Tarımda Sulama Planı

Dünyamızın büyük bir bölümü sular ile kaplı olsa dahi işlenmeden içilebilen temiz su kaynaklarımız oldukça az, ayrıca bu kaynakların bir kısmı da tarım arazilerini sulamak için kullanılıyor. İşte Landsat Dünya gözlem uyduları ve Google iş birliği ile geliştirilen proje ile tarımsal arazilerde görülen su buharlaşması analiz edilerek bu arazilerde yetiştirilen bitkilerin ne kadar su tükettikleri hakkında bilgi toplanıyor. Ayrıca bu bilgilerin kısa bir zamanda bilinçli ve su israfı olmayan bir tarım sistemi kurulması için kullanılması öngörülüyor.

Tarımsal Sulama Sistemi
İçten Yanmalı Motora Sahip Araçların Hibritleştirilmesi

Elektrikli araçlar günümüz şartlarında oldukça yaygın bir hale gelse de içten yanmalı (enerjisini fosil yakıtlardan elde eden) motorlar da oldukça yaygın kullanılıyor. İnsanoğlu henüz fosil yakıt sevdasından vazgeçememişken uzay araçlarına daha verimli bir şekilde enerji verebilecek bir sistem üzerinde çalışan Glenn Araştırma Merkezi, geliştirdiği sistem ile süper kapasitörler kullanarak içten yanmalı motora sahip araçları hibrit araçlara dönüştürebilecek bir motor fikri üretti. Patent aşaması tamamlandıktan sonra bu teknoloji ülkemize nasıl bir fiyat aralığı ile gelir bilmem ancak temiz enerjiye geçişte bizlere başka bir alternatif sunduğu kaçınılmaz bir gerçek.

Gördüğünüz gibi aslında uzay araştırmaları için geliştirilen birçok sistem, Dünya içerisinde de bizlere oldukça büyük fayda sağlayabiliyor. Önemli olan neyin nerede kullanılabileceği hakkında bakış açımızı genişletmek. Yukarıda verdiğim örneklerin çok daha fazlasına NASA’nın Spinoff Portalı‘ndan ulaşabilirsiniz.

İnsan Merakının Tatmini

İnsanlık olarak oldukça gelişmiş bir keşif duygusuna sahibiz. Sahip olduğumuz merak, bir zamanlar deneme yanılma ile başlayan Simya çalışmalarını sistemleştirerek Modern Bilim’e dönüştürmemize ve evrendeki varlıklar hakkında sayısız keşif yapmamıza olanak sağladı. Gelgelelim her yeni keşifle biraz daha eskiye dayandırılan, tarihimiz boyunca değişmeyen bir tek soruya cevap arıyoruz: “Evrende bizden başkası var mı?” İşte bu soruyu cevaplamak için yapılan çalışmalar sayesinde, olası bir doğal afet veya nükleer felaket sonrasında insanlığın yaşayabileceği diğer gezegenler ve güneş sistemleri keşfediliyor ve bizlere uygarlığımızı devam ettirmek için alternatifler sunuluyor.

Horse Head Nebulası

Madalyonun Diğer Yüzü

Ne yazık ki her şeyin olduğu gibi NASA ve uzay çalışmalarının da beraberinde getirdiği bazı problemler var.

Yetersiz Teknoloji

Günümüz teknolojisinin gelişmişliği her geçen gün artsa da şu an elimizde bulunan şartlar göz önüne alındığında uzayda yaşam ve 7,5 milyar insanın başka gezegenlere taşınması olası bir felakete yakalanmadan çok mümkün değil. Çünkü insan nüfusu orantısız bir şekilde artıyor ve yapılacak herhangi bir yolculuk da bununla beraber daha maliyetli ve tehlikeli bir hal alıyor.

Dünya Açlık Krizi

Etik ve ahlaki değerleri yitirdiğimiz bu yüzyılda, NASA bütçesinden ayrılan tutarlar ile dünya üzerindeki açlık ve bazı ülkelerde bulunan açlık krizleri büyük oranda engellenebilir. Biraz düşününce bunun uzay keşfinden aşağı kalır bir yanı olmadığını ve insanlığı ne kadar taşırsanız taşıyın kaynak yetersizliğinin her daim bir problem oluşturacağını anlayabiliriz.

photo of man laying on sidewalk
Harrison Haines – Açlık Krizi Fotoğrafı

Uzaylılar Hakkındaki Bilinmezlik

Olumsuz bilim kurgu filmlerinden olsa gerek uzayda bulacağımız uygarlıkların beklediğimiz gibi olmayabileceği de bir gerçek. Eğer kendimiz gibi bir uygarlıkla karşılaşırsak, onların veya bizim sonumuzu getirebilecek bir savaş başlaması oldukça mümkün çünkü insanoğlunun kendi dünyasına yaptığı gibi onlar da tanıştıkları yeni türün kaynaklarını sömürmek isteyebilirler.

Uzay Atıkları

Uzaya gönderdiğimiz uydular ve araçlar sürekli kontrol altında tutulmaya çalışılsa da yörüngelerinden ayrılan veya kontrolü kaybedildikten sonra çarpışan uydular Dünya yörüngesinde oldukları zaman oldukça büyük bir tehlike oluşturuyor. Her ne kadar bu uyduların büyük kısmı atmosferdeki sürtünme nedeniyle yanıp parçalansa da hepsi için bunu söylemek pek mümkün değil. Böylelikle hem uzayda hem de dünyamızda kirliliği arttırmış oluyoruz.

Uzay Çöpü Temsili Görsel

Peki ya Sonuç?

NASA ve genel olarak uzay araştırmalarının birkaç avantaj ve dezavantajını yukarıda sıraladım, sanırım karar vermek sizin elinizde. Bu yüzden kararınızı yorumlarda bizlerle paylaşabilirsiniz.

Benim fikrimi soracak olursanız, ben NASA’nın ve onun gibi spesifik ülkelere bağlı uzay ajanslarının gereksiz ancak uzay araştırmalarının gerekli olduğu kanısına sahibim. Uzay araştırmalarını birçok yönden faydalı bulan birisi olarak, bu araştırmaları her ülkenin ayrı ayrı yürütmesi yerine “ESA (European Space Agency)” gibi uluslararası bir projenin tüm dünya ülkelerinin katılımı ile oluşturulması ve en azından insanlığın bir gün yeni yuvası olabilecek farklı güneş sistemlerinin el ele verilerek ve tek vücut halinde araştırılması taraftarıyım. Bu konu hakkında da görüşlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.

Kaynakça


YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz