Şeyh Cerrah Mahallesi’nde Neler Oluyor?

Bu haftaki konum, size söz verdiğim üzere Şeyh Cerrah Mahallesi olacak. Kudüs’te yaşanan ve geçen hafta da hakkında bir yazı paylaştığım olayların “başlangıcı” olarak sayamasak da (aslında yıllardır orada birçok vaka cereyan ediyor ve hepsi birbiriyle ilişkili) fitilleyicisi diyebileceğimiz İsrail’in işgali altındaki Doğu Kudüs’te yer alan Şeyh Cerrah Mahallesi’ni inceleyeceğiz hep birlikte.

En kısa şekilde “Filistinlilerin İsrailli yerleşimcilere karşı koyması” yahut “Mahallede yaşayan insanların evlerinden zorla tahliye edilmesi” olarak tanımlanabilecek Şeyh Cerrah tartışmalarının 1948’deki sınır dışı edilmeye kadar dayandığını söyleyebiliriz. Lakin direkt bu yılda olanların anlatılması kafa karışıklığına neden olacak. Bu yüzden tarihe değinmeden, belli başlı yılları vermeden maalesef mesele layıkıyla anlaşılmış olamayacak.

Öyleyse haydi genel hatlarıyla sıralamaya başlayalım! Merak etmeyin, çetrefilli bir konuyu sizin için elimden geldiğince kısa tutacağım.

Kronolojik Sıralama

1897

Herzl’in çalışmalarıyla bu senede ilk Siyonist Kongresi toplandı. Kongrede Filistin’de Yahudi halkı için hukuken tanınan bir yurt sağlama hedefi benimsendi ve Dünya Siyonist Örgütü‘nün kurulmasına karar verildi.

1917

İngiliz kuvvetleri, Osmanlı yönetiminde olan Filistin topraklarını işgal etti. (Bu sırada Filistin’deki Yahudi nüfusu, toplam nüfusun yaklaşık %6‘sını oluşturuyordu.)

şeyh cerrah mahallesi
Kaynak: New World Order: Palestine Lost!

Britanyalı savaş kabinesinde dışişleri bakanı olan Arthur Balfour, tarihinde uluslararası Siyonist hareketin liderlerinden olan Lord Rothschild’e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Musevi (Yahudi) devleti kurulması konusunda İngiliz hükûmetinin destek vereceğini bildirdi.

1920-1946

İngiliz Mandası’nın egemenliği başladı.

1946 yılına kadar Filistin topraklarına gelen Yahudi göçmenler, nüfusun %33‘üne ulaştılar.

1947

Birleşmiş Milletler, Filistin’in %55‘inin Yahudi devletine, %45‘inin ise bir Arap devletine verileceği bir teklif sundu. Ancak Filistinliler bu öneriyi reddetti. (Filistinliler toprakların %94‘üne sahiptiler, nüfusun ise %67‘sini oluşturuyorlardı.)

1948-1949

İngiliz Mandası’nın yönetimi sona erdi.

İsrail Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etti.

Birinci Arap-İsrail Savaşı başladı.

İmzalanan ateşkes antlaşmasında İsrail ve Filistin arasındaki sınır “Yeşil Hat” olarak olarak belirlendi.

Filistin topraklarının (taksim planı ile cepte görülen kısmı genişletilmiş vaziyette) %78‘i böylece ele geçirilmiş oldu. Kalan %22 ise “Batı Şeria” (Kudüs’ün doğusu) ve “Gazze Şeridi” olarak ikiye ayrıldı.

Siyonist askeri kuvvetler en az 750.000 Filistinliyi sınır dışı etti. Evlerini terk etmek zorunda kalarak komşu ülkelere veya Arapların yoğun olduğu bölgelere sığınan Filistinlilerin yanı sıra 250.000 kadarı Gazze’ye yerleştirildi

1967

Bölgede varlığını güçlendiren İşgal Devleti’ne karşı Mısır ve Suriye Haziran 1967 Savaşı (Altı Gün Savaşı, Arap-İsrail Savaşı)’nda ağır bir yenilgi aldı.

İsrail tüm Filistin’i işgal etti. 300.000 Filistinliyi evlerinden kovdu.

Filistin topraklarının yanı sıra Suriye’nin Golan Tepeleri ile Mısır’a ait Sina Yarımadası’nı da işgal etti. (Bu iki yer sonradan geri alındı.)

İsrail, Yahudi yurttaşlarının Batı Şeria’ya taşınmalarına, orada yerleşim yerleri kurmalarına izin verdi.

1980

İşgalci İsrail, Kudüs’ü doğusuyla batısıyla (birleşik olarak) başkenti ilan etti. BM Güvenlik Konseyi bunu tanımadı.

1993-1995

Filistin-İsrail arasında ilk barış anlaşmaları olan Oslo (I-II) Anlaşmaları imzalandı.

Bu anlaşmayla Filistin geçici özyönetimi olan Filistin Ulusal Yönetimi kuruldu. Böylece Filistin Yönetimi, kontrolü altındaki bölgenin yönetiminden sorumlu olacaktı. Ancak tabii ki işler böyle yürümedi.

Batı Şeria 3 ayrı bölgeye (A,B ve C) ayrıldı.

Kaynak: Everything you need to know about Areas A,B and C

A bölgesi

Bu bölge Batı Şeria’nın yaklaşık 18%‘ini oluşturuyor ve Filistinlilerin kontrolü altında.

B bölgesi

Batı Şeria’nın yaklaşık 22%‘sini oluşturan B Bölgesi’nin ise Filistin-İsrail ortaklığında olması gerek. Yani Filistin medeni hukuku kapsamında, ancak güvenlik sorumluluklarını İsrail ile paylaştığı iddia ediliyor. Gerçekte mi? İsrail, Filistin polisinin sınırlı işbirliğiyle bu alan üzerinde tam bir askeri kontrol sahibi.

C bölgesi

Batı Şeria’nın geriye kısmı olan C bölgesi ise tamamen İsrail kontrolü altında. C bölgesinde nüfusu 60.000-75.000‘lere ulaşan devasa yerleşim yerleri mevcut. Bunlar yine kocaman duvarlarla ayrılmış durumda, gözlem kuleleriyle çevrilmişler ve İşgalci İsrail güçleri tarafından korunuyorlar.

Kaynak: Middle East Eye
Ari’el Yahudi Batı Şeria yerleşiminden bir görünüm, Salı, Ocak. 28, 2020 (AP Photo/Ariel Schalit)

Şu Anda Şeyh Cerrah Ne Hâlde?

İlk olarak nüfusundan bahsedelim.

Şu anda, tüm Doğu Kudüs sakinlerinin yaklaşık %40‘ı yasadışı yerleşim yerlerinde veya önceden sahip olunan Filistin evlerinde yaşayan Yahudilerden oluşuyor.

1956 yılında Şeyh Cerrah’a yerleştirilen ve aslında 48’de evlerinden edilen yüz binlerce insanın yalnızca bir parçası olan 28 aile ile Filistinlilerin meskeni haline gelen mahallede binlerce Filistinli yaşıyor.

Şimdi de sıra meydana gelen olayda.

Doğu Kudüs’te bulunan Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan altı Filistinli aile (olayların başladığı sıralarda, 2 Mayıs suları), evlerini tahliye etmeleri için zorlandı. Çünkü İsrail Mahkemesi’nin verdiği karara göre İsrailli yerleşimciler Filistinli ailelerin işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan evlerine taşınabilecek.

Şeyh Cerrah Doğu Kudüs’teki tek Müslüman mahallesi değil ancak özellikle öne çıkmasının sebebi ise stratejik konumu. Tam Doğu-Batı Kudüs ayrımında bulunan mahalle, Şam Kapısı’nın ve Mescid-i Aksa’nın ise hemen kuzeyinde yer alıyor. Aslında İsrailli yerleşimcilerin Kudüs üzerindeki nüfuzunu artırabilmeleri için sahip olmayı uzun zamandır arzuladıkları bir lokasyon.

Olaylar Sadece Bu Sene mi Yaşandı?

Cevap bariz bir şekilde hayır.

İsrail’in 1967 Savaşı’nda Doğu Kudüs’ü işgalinden bu yana, İsrailli yerleşimci örgütler Şeyh Cerrah’taki arazinin mülkiyetini talep ediyorlar ve Filistinlileri mahalleden tahliye etmek için, başarıya ulaşan çok sayıda dava açtılar. Daha fazla uzatmamak ve canınızı sıkmamak için bu seneye yakın yaşananları aktaracağım.

2002’de 43 Filistinli bölgeden tahliye edildi ve İsrailli yerleşimciler mülklerini devraldı.

2005’e gelindiğinde İsrail mahkemesi Şeyh Cerrah’ta yaşayan Süleyman Derviş Hicazi’nin sunduğu Osmanlı’dan kalma tapuların geçersiz olduğuna hükmetti.

2008’de el-Kurd ailesi çıkarıldı.

2009 yılında işgalci yerleşimciler iki Filistinli aileyi ( Hanoun ve Ghawi aileleri) mahkeme kararıyla evlerinden tahliye etti.

2017’de Shamasneh ailesi de İsrailli yerleşimciler tarafından evlerinden çıkarıldı.

2019 yılında Kudüs Sulh Mahkemesi Yahudi yerleşimcilerin talebi üzerine 12 Filistinli ailenin evlerini boşaltmaları kararını verdi.

Sonuç

Şeyh Cerrah’ta bugün 38 Filistinli aile yaşıyor. Geçtiğimiz aylarda çıkan tahliye kararı, Şeyh Cerrah ile birlikte toplam üç Doğu Kudüs mahallesinde 36 aileyi etkiliyor. Filistinli ailelerin dördü derhal, üçü ise 1 Ağustos’ta evlerinden atılma tehlikesi ile karşı karşıya. İnsan hakları örgütleri 1000’den fazla Filistinlinin evlerini kaybetme riski taşıdığını ifade ediyor.

Göz göre göre ilerleyen bu işkenceye, eziyete, işgale karşı tepkimizi koyalım! Unutmayalım sessiz kalmak da o zulme destek olmaktır!

Sosyal medyada aşağıda sıraladığım İngilizce etiketleri kullanarak desteklerinizi sunabilirsiniz.

#SaveSheikhJarrah #SheikhJarrah #FreePalestine #EndTheOccupation #EndTheApartheid

Kaynakça


YORUMLAR

  1. Çok güzel özetlemişsiniz, elinize sağlık. Maalesef müslümanlar birbirini tutmadıkça bu zulüm bitmez.

Sizin Düşünceleriniz