Animasyonda Bir Karamsar Bakış Açısı: Autodale

Yakınlarda izlediğim bu yedi videoluk animasyon-kısa film serisi beni sarsan yapıtlardan biri oldu. Distopik bir perspektifle hazırlanan, bildiğimizin daha doğrusu genellikle maruz kaldığımızın dışında seyreden ve izleyicisini, kesinlikle, ele aldığı kavramları farklı yönlerden de düşünmeye davet eden hatta buna zorlayan “Autodale“, David James tarafından üretilmiş.

Öncelikle kendisini tebrik etmek isterim ki yapım süreci, fikirlerinin ortaya çıkma anı, taslak çizimleri gibi gayet şahsa yahut şahıslara özel olayları da açık yüreklilikle serinin sonunda, seriden fazlaca video içerecek şekilde -tam olarak on üç video- paylaşmış. Sonuçta her ne kadar bilginin yayıldığı, öğrenmenin sanallaştığı ve bi’ beş-on sene önceye kıyasla çok daha kolay hale geldiği bir internet döneminde olsak da bu sularda yüzmeye çekinen insanların olduğu aşikâr. Üstelik videoların neredeyse hepsi diyebileceğimiz kadarı yine serinin içerisindeki videolardan daha fazla süreye sahip! Bu tabii ki çok önemli çünkü benim gibi animasyona ilgi duyan diğer bireyler arka planda neler döndüğüne dair bir fikir edinebilecek, değerlendirme yapabilecekler.

Dilimize Kazandırılması Gerekiyor

Distopik Animasyon-Kısa Film serimizin diline değinecek olursak, tüm videolar İngilizce olarak karşımıza çıkıyor. İlk dört videonun Türkçe alt yazılı seçeneği mevcut olmasına rağmen geri kalan iki bölümde bizim dilimiz yok. Sonuncu ve tabiri caizse “düğümün çözüldüğü” diyebileceğimiz 14 dakikalık videoda ise herhangi bir dile ait ek alt yazı yok. Sadece YouTube’da otomatik olarak oluşturulan İngilizce alt yazıdan yararlanabiliyoruz lakin bu, sizin de tahmin edebileceğiniz üzere, karışıklıklara yol açıyor. Aynı sorun serinin ardından yüklenmiş on üç videoda da devam ediyor.

Bir Toplumsal Eleştiri Serisi

Gelelim seride irdelenen kavramlara. “Autodale”, bizi kan dışında her şeyin siyah-beyaz olduğu bir ortamda “aile”, “görev/ler”, “güvenlik” gibi genel-geçer başlıkların yanı sıra “güzellik-çirkinlik”, “normallik”, “yaratıcılık”, “yabancılık” gibi göreceli konularda da kafa yormaya çağırıyor. İzlerken çocukluğunuzdan parçalar bile bulabileceğiniz bu animasyon silsilesinde benim favori bölümüm “Don’t Feed the Freaks” oldu.

Bakalım sizin yorumlarınız neler olacak, linki hemen aşağı bırakıyorum.

Dipnot: Bu arada televizyonda beliren “Please Stand by Autodale” yazısının tepesindeki yumurcağı Mickey Mouse’a acayip benzettim. Zaten pek hazzetmezdim kendisinden, bu ayrıntı tuzu biberi oldu diyebilirim.

YORUMLAR

  1. […] bir animasyon kısa film serisi olan “Autodale” hakkındaki yazımı okumak isterseniz Buradan […]

Sizin Düşünceleriniz