Bazı Kahramanlar Pelerin Takmaz – Kaptan Fantastik İncelemesi

Günün birinde şehirden uzakta yeşillikler içinde bir hayat yaşamak isteyenler için bir film; Kaptan Fantastik. Ben Cash ( Viggo Mortensen) altı çocuğu ile birlikte ormanda, şehirden izole bir hayat yaşamaktadır. Çocukların anneleri bipolar olduğu için hastaneye kaldırılır ve hastanede intihar eder. Annelerinin cenazesine gitmek isteyen çocuklar ve Ben Cash onları şehirde bekleyen maceralardan habersiz yola çıkarlar.

2016 yılında çıkan filmin yönetmenliğini ve senaristliğini yapan Matt Ross sayesinde çok güzel görüntüler ve renkler ile karşılaşıyoruz filmde. Sadece filmdeki manzaralar ve o manzaraları daha da güzelleştiren müzikler için bile izlenebilir. Bunun yanına Viggo Mortensen’in ve çocukların büyüleyici oyunculukları da eklendi mi karşımızı seyretmesi keyifli bir büyüme hikayesi çıkıyor.

Filmin ismini gören izleyicilerin çoğu bir süper kahraman filmi izleyeceklerini sanıyorlar. Ama bu film bildiğimiz süper kahraman filmlerinden farklı. Bu filmde gerçek bir süper kahraman var. Filmde geçen bir replikte de dediği gibi:

 ‘Bizler sözlerimizle değil hareketlerimizle tanımlanırız.’

Yani istemediği bir düzende yaşamak yerine kendi düzenini kurmuş bir babayı izliyoruz süper kahraman olarak.  Bu konuda ne kadar başarılı olmuş veya yaptığı doğru mu, bunları izleyenlerine takdirine bırakıyorum. Çünkü film ne tamamen yanlış ne de tamamen doğru. Sadece, insanın kendine karşı samimi bir şekilde soru sormasını istiyor.

Film çoğu kabilede hala devam eden bir yetişkin olma töreni ile başlıyor. Biraz korkutucu bir başlangıç yapmasına rağmen daha çok komedi ve dram unsuru ile karşılaşıyoruz filmde. Filmdeki aile soyadlarının tersine parayı gerekmedikçe kullanmayan, avcı toplayıcı bir yaşantı süren, okullarda verilen eğitimin yeterli olmadığını düşündükleri için kendilerini okuyarak ve eleştirerek geliştirmeye çalışan bir aile. Özellikle eğitim konusundaki sahnelerde ne kadar başarılı olduklarını filmin çoğu sahnesinde görüyoruz ama aynı zamanda bu sistemin de doğru olmadığını yine filmde geçen bir cümle ile fark ediyoruz:

Kahrolası bir kitapta karşıma çıkmadığı sürece, ben hiçbir şey hakkında hiçbir şey bilmiyorum!’ 

Çünkü çocuklar dünyadan kopuk bir hayatta yaşadıkları için şanslı oldukları kadar, sosyal becerilerden uzak oldukları için şanssızlar.  Doğru ve yanlışı tartışmak yerine sürdürülebilirliği tartışan film boyunca bunun gibi birçok çelişki ile karşı karşıya kalıyoruz ve doğru olanı kendimiz bulmaya çalışıyoruz.

Eğlenceli ve hüzünlü bir altyapıya sahip olan filmimiz umut ve ilham isteyen herkese hitap ediyor. Özellikle de içinde böyle bir dünya barındıran film severlere.

Yazımı filmde adı çokça geçen Noam Chomsky ‘nin yine filmde geçen bir sözüyle bitirmek istiyorum:

“Umudun olmadığını varsayarsan, hiç umudun olmadığını garantilemiş olursun. Eğer özgürlük için bir içgüdü olduğunu, bir şeyleri değiştirmenin imkanı olduğunu varsayarsan, o zaman dünyayı daha iyi bir yer yapmaya katkıda bulunabilme ihtimalin vardır.”

KEYİFLİ SEYİRLER

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz