Canvas (Tuval) Kısa Film İncelemesi

Canvas, Türkçe ismiyle Tuval; 2020’de dizi ve film platformlarından birisi olan Netflix’te boy göstermiş, on dakikadan az bir sürede hayattaki arzularımıza yeniden bir bakış atmamız için fırsat veren, onlardan vazgeçip geçemeyeceğimizi sorgulatan animasyon tarzında kısa film. Özellikle gerek akıl gerekse beden sağlığımız üzerinde olumsuz etkilerini hâlâ sürdüren ve bir türlü kurtulamadığımız pandemi döneminde sıklıkla düşülen karamsarlık çukurundaki bizlere, “tadımlık” umut verecek, içimizde ufak da olsa kıpırtı oluşturacak bir yapım. O hâlde haydi incelemeye başlayalım!

Tuval Üzerindeki Tutku: Resim

Odak noktamız eskiden ressam olan siyahî, yaşlı bir adam. Başından geçenler ise tek gerçek tutkusunu kaybetmesine sebep olmuş ve adeta kendisini hayata küstürmüş. Vefat eden eşine duyduğu özlem bizi daha ilk saniyelerde kuşatıyor çünkü kısa filmin açılış sahnesi bu büyükbabanın bir ağaca sırtı bize bakacak şekilde yaslanmış, aynı sanatçı ihtiyar gibi saçları aklaşmış karısının görünüşünü resmettiği bir rüya. Yatakta tek oluşun gösterilmesinin ardından karanlıkta kalan bir kapıya bakılıp iç çekilişin sergilendiği karelerle adamın ilerleyen dakikalarda çatışmasını yaşayacağı konunun burada olduğunu anlıyoruz. Yalnız biraz garip bir durum söz konusu ki yaşını başını almış ana karakterimiz gezintisini yürüyerek değil, tekerlekli sandalye ile yapıyor.

Evdeki Yumurcak: Torun

Büyükbabanın bahçedeki boş şövalesinin önünde durup ikilemde kaldığı, düşüncelerle boğuştu bir anda arka plandan yanaşan gri bir araba vasıtasıyla kısa filmimizin ikinci ve bence en önemli karakteri ile tanışıyoruz. Annesinin her gün büyükbabasının yanına bıraktığı torunumuzun ilk yaptığı şeylerden biri de sağ elinde tuttuğu kağıdı, oturduğu tekerlekli sandalyeyle birlikte neredeyse hizasına gelmiş bu yaşlı adama sevinçle göstermek. Pekâlâ kağıtta ne var dersiniz? Her miniğin yapacağı üzere büyükbabasıyla kendisinin çizilmiş bir resmi! Zaten film boyunca kırılma noktasını meydana getirecek olay dışında bizim küçük kızımızın evde durduğu vakitte yaptığı yegâne icraat bu: Bir masanın üzerine oturup durmadan boya kalemleri oynatmak.

Gerilim Tırmanıyor: Odanın Keşfi

Bir iki cümle önce de söylediğim üzere filmin asıl ritmini oluşturan yani kırılma noktası olarak adlandırabileceğimiz olay, ana karakterimizin başta sadece uzaktan bakınmakla yetindiği gizli bir odanın ilk etapta varlığının torunumuz tarafından fark edilmesi, ardından meraklı birtakım dürtülerle keşfine başlanmasıdır. Ve bu esnada büyükbabamızın kendisine baskın yapması kaçınılmazdır. Aynı Sitara‘da olduğu gibi Canvas kısa filminde de diyalogsuzluğun tercih edilmesi, bana soracak olursanız en çok bu noktada farkını ortaya koymuş. Nefes alış verişin ritmi, bir anda hızla arkaya dönüş beni filmin içerisinde hissettirdi.

Canvas

Tabii ki bu yüzleşmenin ardından bir ârafta bulunma hâli geliyor, siyahî ihtiyar ne yapacağını bilemiyor. Devreye giren göz önüne gelmiş anlık birkaç hayal ile, daha doğrusu bu hayallerde eşiyle yaklaşık bir dakika içinde yaşadıklarından mütevellit, külleri uçuşmaya başlayan resim tutkusuna tekrar sarılıp sarılamayacağını sorguluyor. Bir yerlerde istek kırıntısı kalmış mı diye altını üstüne getiriyor duygularının. İşte tam bu esnada torunun düş âlemine dalmadan önce büyükbabasının buruşmuş derisi üzerine koyduğu minicik eli gerekli desteği sağlıyor. Ana karakterimizin tarafı bir nebze olsun belli oluyor.

Mutlu Son

Tekrar resim çizmeye hem küçük torunu hem de onun annesi tarafından cesaretlendirilen adam, bizi finale yakın anlardan birinde eskiden boş boş önünde beklediği, hatta sinirle yere devirdiği resim şövalesinin yanı başında karşılıyor. Sevindirici olan yan ise bu sefer üç ayaklı tahta yapıda tuvalin de bulunması. Büyükbabamız elindeki fırçayla bir iki küçük tereddüt geçirip başlarda fırçasını oynatacak gücü kendinde göremese da omzuna konan kızının eli ve hemen sağındaki torununun kendisine yolladığı şefkatli bakışlar ile gardını indiriyor. Tuvale vurduğu ilk fırça darbesiyle kısa filmimiz sona eriyor.

Şunu da söylemeden yazımı sonlandırmış olmayayım, kısa filmimiz, Pixar’ın eski bir animatörü olan Frank E. ABNEY III tarafından yazılmış ve yönetilmiş. Ayrıca bu abimiz çok yakından tanıdığımız, yine bir animasyon kısa film statüsündeki Oscar ödüllü “Hair Love”ın baş yapımcısı.

Pekâlâ sevgili okuyucularımız, sizler küçük kızın dedesinin gizli resim odasını keşfettiğinde onu tekrar resim çizmeye cesaretlendirmek için çabalamasının anlatıldığı bu topu topu dokuz dakika süren filmi nasıl buldunuz?

Yorumlarınızı bekliyorum, lütfen düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin!

Kaynakça

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz