Edebiyatta Çilenin Önemi 2

Necip Fazıl Kısakürek kimdir ?

Asıl adı “Ahmet Necip Fazıl Kısakürek” olan 26 Mayıs 1904 yılında doğan üstadımız Türk edebiyatına iz bırakmayı başarmış; şair, romancı ve oyun yazarıdır. Necip Fazıl, 24 yaşındayken yayımladığı ikinci şiir kitabı Kaldırımlar ile tanınmış ve Kaldırımlar Şairi lakabıyla anılmıştır. Ne kadar Kaldırımlar ile tanınmış olsa da biz üstadımızın (Çile)’si üzerine yoğunlaşacağız.

Sitedeki ilk yazım olan Necip Fazıl KISAKÜREK : Edebiyatta Çile’nin Önemi yazımın 2. serisini siz saygıdeğer okuyucularımıza üstadımızın ölüm yıldönümü anısına bugüne (26 Mayıs 2021) yazmayı uygun görüyorum. Geçen yazımda size Çilenin 16 bölümünden birini tek açıklama durumunda kaldım.

Şiirlerim Ve Şairliğim (Takdim)

  • Allah
  • İnsan
  • Ölüm
  • Şehir
  • Tabiat
  • Kadın
  • Korku
  • Daüssıla
  • Ukde
  • Hafakan
  • Dekor
  • Tecrit
  • Kahramanlar
  • Dava Ve Cemiyet
  • Poetika

Geçen yazımda size Takdim ile Allah başlığını açıklamıştım. Şimdi sıra İnsan başlığına geldi. Saygıdeğer okuyucularımız İnsan nedir? İnsan önce bebektir; saflık ve temizliktir. Sonra çocuktur; gülüşünde dünyayı taşıyan bir melek gibidir. Mesela gençtir; fikir sahibi ve tartışmaktan sakınmaz. Çünkü kanı deli akar. Ve zaman gelir insandır ya işte ihtiyarlık salgınına kapılınca zamana yetişemez. Ve insan topraktan kaçamayacak kadar fanidir; kavuşmayı göze almalıdır. Ve Çilede yazar ki :

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk;
Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk...
Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;
Karıncaya göz atsa "niçin, nasıl" ve hayret...
   Çocuk şiiri (1983)
Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var;
Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var...
   Anlamak şiiri (1983)
çile

Saygıdeğer okuyucularımız bir genç dünyaya nasıl bakar? İzah etmeden önce lütfen düşünün. Kaç tane gencin gözünden bakarak konuşuyorsunuz. Tarlada çalışan genç arkadaşlarımız, şehrin içinde olmaktan toprağa ayağı hiç değmeyen, tek derdi ailesinin karın tokluğu olan, cezaevinde yaşlanan ya da aileye dair bilgisi olmayan bunların kaçının gözünden bakarak konuşuyoruz. Bulunduğumuz zümreye yabancıysak eğer sizce o zümreye ait olmuş muyuzdur?

Bir sevinç var ki kalbte, Arşı doldurur sesi;
O ne sonsuz sevinçtir, ebediyet neş'esi...
   Sevinç şiiri (1980)
Akıl, akıl olsaydı ismi gönül olurdu;
Gönül gönlü bulsaydı, bozkırlar gül olurdu.
   Akıl şiiri (1980)
Düşün o divaneyi "her şey içinde" diyen;
Ateş denilse yanan su denilse eriyen...
   Divane şiiri (1973)
Doymayan nefs, gözünü kara toprak doyursun!
Soframıza açlığı besleyenler buyursun!
   Sofra şiiri (1983)

İhtiyarlık, benim gözümde aşısı bulunamayacak tek salgın olarak canlanıyor. Gerçi bu dönemde de aşının değerini çoğumuz daha iyi anladık. Tek kurtuluş yolumuz zamana yenilmemek; gücünüz yetene kadar bu ömür biter. İhtiyarlarımız çınarlarımıza da kulak vermekten çekinmemeliyiz. Çünkü o iki kapılı hanın sonuna varmak büyük bir başarıdır. Zamanın gerisinde kaldığımız vakit geldiği zaman unutulmamak isteyeceğiz. Unutulmayacak bir yaşamınız olmasını diliyorum. Ve “Kaldırımlar şairi” Necip Fazıl Kısakürek’i rahmetle anıyoruz.

Kaynakça


YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz