Haydi Çocuklar Zıpır ile Maceraya!

Hayvanlar hiç kuşkusuz yaşantımızın bir parçası. Öyle ki onların etrafımızda olmadığı bir an dahi hayal edilemez. Küçük yahut büyük, inanın mühim değil, mutlaka birisiyle karşılaşmışızdır veya başımızdan bir olay geçmiştir. Çünkü çevremizi keşfetmeye başladığımız dakikadan itibaren bizden başka kalbi atan ama şeklen bize benzemeyen yaratıklar görmek içimizdeki merak duygusunu harekete geçirmiş, bizleri hayvanların dünyasına adım atmaya, oradaki bilinmezliği kurcalamaya sürüklemiştir. Bu sebeple küçükken onlardan bir tanesinin evde dolaşmasını, yanında uyumasını arzu etmeyen yoktur diye düşünüyorum. İşte bir yerlerde her birimizin içindeki bu istekten faydalanarak ufak yaştaki çocuklara hayvanlarla alakalı duyarlılık gerektiren konularda ulaşmaya çabalayan, onlarla iletişime geçmeye çalışan bir öğretmen var. Karşınızda Zıpır serisinin yazarı: Dilek Yardımcı!

Dilek YARDIMCI

Dilek Yardımcı Kimdir

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun yazarımız, on yedi yıllık öğretmenlik serüveninde kendini bildi bileli taşıdığı “KOB” (kitap okuma bağımlılığı) virüsünü zavallı (!) öğrencilerine bulaştırmak için uğraşmıştır ve çoğunlukla muvaffak olmuştur. Şimdi sırada daha büyük kitleler vardır. Plan ise gayet basit ama bir o kadar da zorludur: Bütün çocuklara okuma virüsü bulaştırmak ve onları kitap okumadan duramayacak hale getirmek.

İşte Yardımcı’nın bu gayeyle çıktığı yolda yaşanmış olaylardan ilhamla kurguladığı kitap serisi Zıpır‘da, kar beyazı renginde, tatlı mı tatlı bir köpeğin gözünden günümüzün çok tartışılan konularından biri olan hayvan hakları irdeleniyor. Üstelik dünya düzeninin kaçınılmaz getirilerinden tüketimin topluma sirayet etmesiyle, maalesef, göz ardı edilen “sahiplenme” kavramının da üzerinde durularak insanlar ve kadim dostları arasında yeni köprüler inşa ediliyor. İki kitaptan meydana gelen seri, bol bol hayvanların özgürlüğü üzerine kafa yormaya davet ediyor.

Ben de sizler için kendisiyle kaleme aldığı bu bir çift eser üzerine gerçekleştirilmiş altı soruluk kısa bir söyleşiye yazımda yer açtım. İyi okumalar efendim.

Zıpır Kitap Serisi

Soru & Cevap

Hayvan özgürlüğü ve hakları üzerine bir hikâye yaratma fikri nasıl ortaya çıktı?

Dilek Yardımcı: Köyde doğdum, dolayısıyla da hayvanlarla iç içe büyüdüm. Ördeklerimiz, civcivlerimiz ve köpeğimiz vardı. Köpeğimizi çok severdim. Birlikte oyunlar oynar, köyün altını üstüne getirirdik. Konuşmadan anlaşırdık onunla çünkü tatlı bakışlarından beni anladığını hissederdim. İstanbul’a taşınınca onu köyde bırakmak çok sarsmıştı beni. Yıllar
sonra köpeğime duyduğum sevginin aynısını Zıpır’da buldum. Zıpır, çok yakın bir dostumun annesinin köpeği. Öyle tatlı, akıllı, sevecen bir köpek ki onun özgürlüğü için verdiği mücadele beni çok etkiledi. Ayrıca bir dönem hayvanlara yönelik şiddetin artması nedeniyle çocuklarda bilinç oluşturmak adına hayvan hakları ve özgürlükleri üzerine kitap yazmak istedim. İyi ki de yazmışım. Okurlarımla söyleşilerimde bizlere minik dostlarımız da eşlik etti. (Köpek, kuş, kedi…) Tatlı okurlarım, ”can dostlarına” duydukları tarifsiz sevgilerini anlattılar. Çok mutlu oldum

Zıpır nasıl bir köpek? Okurların sevgisini kazanmasındaki başarıyı neye bağlıyorsunuz?

Dilek Yardımcı: Zıpır; kıpır kıpır, deli dolu, sevecen, şirin mi şirin ve çok yaramaz bir köpek. Sürekli keşif peşinde ve başını belaya sokuyor. Zıpır aynı zamanda fedakâr bir köpek ve bir o kadar da şaşkın ve komik. Onun bu deli dolu yapısı, korkusuz yönü, bitmeyen merakı ve komik tarafları okuru kendine çekti. Minik okurlarım Zıpır’da kendilerinden çok şey buldular. Aynı zamanda bir köpeğin dünyasından hayata bakmayı öğrendiler ve Zıpır’ın mücadelesi saygı uyandırdı. Ayrıca gerçek bir öyküden yola çıkarak yazılmış olması Zıpır’a olan ilgiyi daha da artırdı. Minik okurlarım Zıpır’ın en çok mücadelesini ve sevgi dolu yüreğini sevdiler. Özgürlüğü ve sevdikleri için verdiği mücadeleyi çok anlamlı buldular.

Tüketim toplumunda hayvanların sahiplenilmesi konusu ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

Dilek Yardımcı: Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ederim. Çünkü uzun zamandır rahatsız olduğum ve dile getirmek istediğim bir konuyla ilgili açıklama yapma fırsatı verdiniz. ”Tüketim toplumu” sözcük öbeği günümüz dünyasını özetliyor aslında. Her şeyi sorumsuzca tüketiyoruz maalesef. Ancak esas can yakıcı olan hayvanların da bu çılgınlığın içine çekilmeye çalışılması. Bazıları hayvanlara oyuncak gözüyle bakıyor. Aldım, oynadım, sıkıldım, sonra da öylece sokaklara bıraktım. Bu haksızlık. Onlar oyuncak değil. Onlar bizim can dostlarımız, kimi zaman can yoldaşlarımız.

Hayvan sahiplenmek çok büyük bir sorumluluk. Hayvan sahiplenmek isteyenler onların yaşam haklarına saygı duymalı, onlara rahatça yaşamlarını sürdürebilecekleri, sevilecekleri bir ortam sunmalı çünkü evimize giren her minik dostumuz aynı zamanda aile bireyi oluyor. Nasıl ki ailemizin her ferdi kıymetli ve vazgeçilmezse onlar da öyle. Bu bilinçle sahiplenilen hayvanlar için çok mutlu oluyorum. Umarım toplumun tamamında bu düşünce hakim olur.

Başkalarının mutluluğu için olduğumuz kişiden vazgeçmek sizce doğru bir davranış mı?

Dilek Yardımcı: ‘Olduğumuz kişiden vazgeçmek” çok iddialı bir söylem olur. Olduğumuz kişiden vazgeçmek değil de buna sevdiğimiz veya yaşamına dokunmamız gereken insanlar için yaptığımız fedakârlıklar diyelim. Bizler ne için taviz veririz? Sevdiklerimiz ya da birtakım değerler için. O zaman ara ara yaşamı kendimiz ve sevdiklerimiz için yoluna koymak adına bazı fedakârlıklarda bulunmamızın sakıncası yok. Burada önemli olan dengeyi koruyabilmek… Zıpır Özgürlük Peşinde kitabında Zıpır bunu çok iyi başarıyor. Hayalleri başlangıçta sekteye uğruyor ama o, fedakârlığı sayesinde çok güzel dostluklar kuruyor. Bu dostlukların verdiği güçle, zor da olsa hedeflerine ulaşmayı başarıyor. İnsan olmanın özü de bu aslında. Nazım Hikmet ”Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” derken tam da bunu anlatmıyor mu? Kendini yaşarken başkalarını da unutmamak, bir ağaçken bir ormana dönüşmek…

Hayattaki ”gizli görev”lerden kastınız nedir? Yoksa bu gizli görevler mi bizi hayata bağlıyor?

Dilek Yardımcı: Gizli görevlerden kastım aslında sorumluluklarımız. İster evlat, anne, baba, teyze, amca ister dost… Kim olursak olalım fark etmez. Hayatın biz farkında olmadan omuzlarımıza yüklediği sorumluluklar var. Bunlar yaşamın içinde gizli. Ve biz o sorumlulukları vakti geldiğinde yerine getirmekle yükümlüyüz. Özellikle sevdiklerimiz söz konusu olduğunda bu gizli görevler bir amaca dönüşüyor, yaşam biçimi hâline geliyor. Ve elbette ki onlarla tutunuyoruz hayata.

Çocuklar Zıpır’ın serüvenlerini neden okumalı? Delifişek kahramanımız okuruna neler vadediyor?

Dilek Yardımcı: Delifişek kahramanımız okurlarına duygusal, gizemli, yer yer heyecanlı, komik bir okuma serüveni vadediyor. Zıpır’ın serüvenlerini okuyan minik okurlar, hayvanların da bir dünyası olduğunu ve bu dünyaya saygı duymayı, hayvanlarla yaşamanın güzelliğini, sevdikleri için mücadele etmenin önemini, hayallerinden vazgeçmemek gerektiğini, sabırlı olmayı, umudunu kaybetmemeyi öğreniyor; empati becerilerini geliştiriyor. Ve en önemlisi Zıpır okunduktan sonra yüzlerde kocaman ve içten bir gülümseme oluşturuyor. Okurun zihninde ve yüreğinde kendine yer buluyor.

Baş Kahraman Zıpır

Evet saygıdeğer okuyucular, söyleşinin burada sonuna gelmiş bulunuyoruz. Benim için Dilek Hanım’ı yöneltilen suallerle tanımak, yapıtlarıyla arasındaki bağı yakalamak çok eğlenceli ve keyifliydi. Rahatlıkla “Geçen vakti anlamadım” diyebilirim. Sizin de hanımefendiye kanınız kaynadıysa, kendisi hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, yapılan nispeten uzun ama yine su gibi akıp giden bir başka söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz. Yok eğer, “Bu benim için şimdilik yeterli. Kitaplara nasıl ulaşabilirim?” derseniz, Tudem Yayınları’ndan çıkmış Zıpır’ın serüvenlerini keşfetmek için buraya tıklamanız yeterli.

Buradaki ilk kitap incelemem Yitik Cennet‘in ardından bir çocuk kitabı serisiyle karşınıza çıkmamın beni ne denli mutlu ettiğini sizlere anlatamam. Yetişkinlerin peşi sıra küçüklere hitap edebilmek inanın ayrı bir gurur kaynağı. Bunun devam edebilmesini temenni ediyorum ve yorumlarınızı bekliyorum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

14 Mayıs 2021

Kayıp Kıta MU

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz