Kitap Analizi #1 : Posta Kutusundaki Mızıka

KİTAP ANALİZİNDE NELER OLACAK ?

Siz saygıdeğer okuyucularımıza “kitap analizi” serimizde okumaktan keyif aldığım “posta kutusundaki mızıka” kitabını sadece temasını anlatarak analiz yapıp önereceğim. Okumasanız bile aklınızda kalacağına eminim. Bu seriyi beğenmenizi ve yorumlarınızı bekliyorum.

A. ALİ URAL KİMDİR ?

A. Ali Ural 1959 yılında Samsun’da dünyaya gelmiştir. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlayan yazar yüksek öğrenimini aldıktan sonra editörlük yapmış ve Şule yayınlarını kurmuştur. A. Ali Ural ilk şiirini Manevra isimli dergide yayınlamıştır Kendi kurduğu dergilerinde düz yazı, şiir ve öykülerini yayınlamıştır. Şehir Tiyatrolarında Repertuvar kurulu üyeliğinde bulunmuştur. Özgün Yazarlık dersleri veren Ali Ural bir sanat dergisi olan Karabatak dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapmaktadır. Edebi alanda bir çok kitabı olan yazarın en bilinen eseri Körün Parmak Uçları isimli kitabıdır. Ama biz “Posta kutusundaki mızıka” kitabına yoğunlaşacağız.

POSTA KUTUSUNDAKİ MIZIKA ?

Posta kutusundaki mızıka kitabı 3 temmuz 1998 – 16 aralık 1999 yılları arasında A. Ali Ural tarafından kaleme alınmıştır. Sevgili dost şeklinde hitap edilen bir sevdiğine ya da yabancıya ithafen yazılmış 61 adet mektubun birleşiminden oluşan bir eserdir.

Kitap acaba bu “sevgili dost” kimdir diye düşündürüyor? Belki de bu kitabı bu kadar sevme ve üst üste okuma sebebim sevgili dostun kim olduğuna dair yeni fikir arayışım olabilir. Olasılıklar aslında çok çeşitli asla konuşamadığı bir sevdiği olabilir, sürgündeki birinin ailesine hitabı olabilir. Ama benim favorim ise sayın Ural’ın kendine kabullendiremediği, anlatamadığı, savunamadığı olguları bir nevi sevgili dost hitabıyla kendine anlatma çabasıdır. Kitabımızın arka kapağında bulunan bakış açımıza katkısı olacak özet şeklindeki paragraf şu şekildedir:

Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba “insan” denince hatırlanıyor muyuz?

Bu soruyu aslında tüm dünya da herkesin kendisine sormasını sağlayabilsem bir kere bile tereddüt etmem. Başka mesaj vermeme bile gerek kalmaz. Ben de size başka bir soru yönelteyim mi? Bakışlarımızın, sözlerimizin, tavırlarımızın, sorumluluğunu ne kadar biliyoruz? Ve sayın Ural’ın da dediği gibi “Acaba insan denince hatırlanıyor muyuz?”.

Fazla detay verip kütüphanesine katmak isteyen okurlarımıza saygısızlık etmek istemiyorum.

Sevgili dost,

Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden.

“Posta Kutusundaki Mızıka” unutulan mektubun kefaretidir.

A. Ali Ural
Posta kutusundaki mızıka

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz