Necip Fazıl KISAKÜREK : Edebiyatta Çile’nin Önemi

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir ?

Asıl adı “Ahmet Necip Fazıl Kısakürek” olan 26 Mayıs 1904 yılında doğan üstadımız türk edebiyatına iz bırakmayı başarmış; şair, romancı ve oyun yazarıdır. Necip Fazıl, 24 yaşındayken yayımladığı ikinci şiir kitabı Kaldırımlar ile tanınmış ve Kaldırımlar Şairi lakabıyla anılmıştır. Ne kadar kaldırımlar ile tanınmış olsa da biz üstadımızın (Çile)’si üzerine yoğunlaşacağız.

Necip Fazıl’ın Çilesi nedir?

Bir edebiyat okuru olarak üstadımızın çilesinden etkilenmemek pek elde değil. Edebiyat okumak için çile çekmeye veya çileyi okumaya gerek var mı? Bunun benim nezdimde edebiyatla tanışmama vesile olan edebiyat hocamın “Çileyi Tatman Gerekiyor” demesiydi. Şimdi gelelim çile’nin içinde altı çizilecek kadar önemli ne varmış.

Çile Ne Diyor Bize?

Şairliğe 12 yaşında başlamış. Bahanesi tuhaftır: Annesi hastanede beyazlar içinde veremli bir şekilde bitişiğinde siyah kaplı eski bir defterle bir umut ararken minik üstadımıza “Senin şair olmanı ne kadar isterdim.” demiş. O anda annesinin son isteğiyle kendisine , hayatına ve edebiyata çok büyük izler bıraktı. Bize de bunları okumak düştü. Çile toplam 16 bölümden oluşuyor bunlar:
Şiirlerim ve Şairliğim

  • Allah
  • İnsan
  • Ölüm
  • Şehir
  • Tabiat
  • Kadın
  • Korku
  • Daüssıla
  • Ukde
  • Hafakan
  • Dekor
  • Tecrit
  • Kahramanlar
  • Dava ve Cemiyet
  • Poetika

“Şiirlerim ve Şairliğim” bölümünden bir kesit vermiştim. Şimdilik Allah bölümünü size detaylandıracağım. Diğer bölümleri de ileride devam şeklinde siz sayın okurlarımıza ulaştırmaya çalışacağım .

“ALLAH”

Çile şiiriyle başladığı için allah bölümü size çiledeki birkaç dizeyi paylaşmak istiyorum

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak…

Edebiyat insanla varlık bulan ve ruhun önderliğinde şekillenen bir bütündür. Duyu organlarının aracı olmasına gerek yok aslında bu bütünlük için . Söylenen , söylenmiş ve söylenecek her söz için okumaya da yazmaya da devam etmeliyiz. Yazmak için yeteneğe de çok ihtiyaç yok aslında ifade edeceğin bir şeyin var mı ? O zaman göğüs cebine sığacak , gönlünden taşacak bir defter yeter. İstersen kimse  görmesin de duymasın da can bu bedende durmasın da   …

Sırada benim gözümde çileden sonra allah bölümündeki en değerli dörtlüğe geldi.

HASRET

O ki, kadını var, kadına hasret;
Hasret, kelimeye, kelimelerde
Bir damla bal tatsa, tadına hasret;
Peşinden koştukça ufuk ilerde.

Hasret doğumdan ölüme kadar yakamızda yolun başında bir yüreğe demir atıyor. Ufukta gözden silininceye dek de çekiyor boğazımızdan; ayırıyor ve kavuşturuyor ruhumun dalgalarına.

Bu dizeler “ÇİLE” kitabından alıntıdır.

YORUMLAR

  1. […] yazarlarımızdan Mehmet Ali’nin Necip Fazıl Kısakürek ile ilgili yazısı benim aklıma önemli şairlerimizden bir diğeri olan Mehmet Âkif […]

  2. […] bülten yazımızı okuduktan sonra edebiyata dair ufak da olsa bir yakınlık hissediyorsanız “Edebiyatta Çilenin Önemi” yazıma bir göz atmanızı […]

  3. […] ilk yazım olan Necip Fazıl KISAKÜREK : Edebiyatta Çile’nin Önemi yazımın 2. serisini siz saygıdeğer okuyucularımıza üstadımızın ölüm yıldönümü […]

Sizin Düşünceleriniz