Nereden Geliyor? / Din

Geçenlerde yayınlanan yazım “Peygamberler Tarihine ‘Yitik Cennet’ ile Farklı Bir Yaklaşım“ın ardından bir dergide rast gelmem sonucunda “peygamber” kelimesinin kökenleri yâdıma düştü. Genel olarak sözcüklerle ilgili biriyimdir bu sebeple kulağa söylendikçe saçma gelmeye başlayan yahut duyduğum anda “Bu ne be?” dediklerim dışında (ayrımcılık desen bi’ küçük var :D) kendilerini araştırmayı, varsa hikayelerini okumayı çok severim. Ben de dedim ki neden etimolojiye değinen ufak bir seri yapmıyorum? İşte burada, “Nereden Geliyor” ile karşınızdayım. İlk yazımı İslamiyet hasebiyle dilimize geçmiş bazı kelimeler üzerine yazmak istiyorum çünkü mevzu “peygamber”den açıldı.

Vira Bismillah

Peygamber

Farsça “پيغام yahut پیام” (peyġām/peyām) yani “haber, ileti” anlamına gelen kelimenin, yine Farsça “getiren, taşıyan” mânâsını taşıyan “بر” (ber) eki ile birleşmesinden meydana gelmiştir. Farsça “peyam” sözcüğü ise üç aşamada şu anki halini almıştır.

Arapça “Resul” ( رسول: Risalet eden/edici) ise “Elçi” demektir ve bu kelimenin karşılığıdır. Benzer bir anlama gelen yine Arapçadaki “Nebi” (نبي) sözcüğü, tekrar “haber” demek olan “nebe” kökeninden türemiş bir sözcüktür.

Namaz

Farsça “نماز” (nemāz) kelimesinden dilimize geçmiştir, iki anlamı vardır. Birincisi, saygı veya ibadet amacıyla yere kapanma, temenna; ikincisi İslami ibadet biçimidir.

Abdest

Farsça iki farklı kelimenin bileşiğinden oluşan bu sözcük aslında bir tamlamadır lakin zamanla aradaki seste düşüş yaşanmıştır. İlk kelime olan “آب” (āb) “su“, ikinci kelime “دست” (dest) ise “el” anlamına gelmektedir.

Farsça tamlama yapılırken tamlanan birinci sırada, tamlayan ikinci sırada yer alır. Örneğin “beyaz kedi” demek için ilk önce “kedi”, ardından “e” sesi (kelime sessiz harf ile bitiyor ise) yahut “ye” sesi (kelime ünlü harf ile bitiyor ise) gelir. En son ise “beyaz” söylenir. [Merak edenler için beyaz kedi: گربه سفید (Gorbeye sefid)]

Yani burada “su eli” yerine “el suyu, el yıkama suyu” anlamı oluşuyor.

Rab

Dilimize Arapçadan geçen bu kelimenin orijinali şeddelidir, sonunda iki tane “b” harfi olması lazımdır. Lakin Türkçenin dil kurallarında böyle bir şey söz konusu olmadığı için sesli harfle başlayan bir ek aldığı vakit orijinal haline dönebilir.

“Rbb” kökünden türeyen kelime anlam olarak “ulu kişi, efendi, sahip, tanrı“ya tekabül eder. Arapça sözcük, benzer minvaldeki, Aramice “רַב/רַבָּא” (rav, rabbā) yani “büyük (sıfat); ulu kişi, efendi“den alıntıdır.

Oruç

Bu kelimenin kökeni ile ilgili genellikle bakındığım iki siteden de farklı gözüken ama birbirine benzeyen bilgiler elde ettim. Bu sebeple size şöyle bir toparlayıp yazmak istiyorum. “Gün” anlamına gelen İranî diller kökenli kelimelerden [Farsça: روز  (rūz) veya Soğdça: rōç] üretildikten sonra değişe gelen “oruç”un söyleyebileceğimiz mânâsı “günü tutmak”tır.

Türkçe’nin Orta Asya’da konuşulan diğer lehçelerinde yahut Anadolu’nun bazı yerlerinde bu denli bozulmamış haliyle kullanılır. Fonetik olarak asıl kelimelere daha yakındır.

  1. Uygur: Ruza
    Özbek: Roza
    Türkmen: Oraza
    Kazak/Kırgız: Orozo
    Tatar: Uraza
  2. Anadolu: Rocik/Orucik

Önümüzdeki haftalarda farklı bağlamlardan yeni kelimelerle görüşmek üzere! Bu arada neler söylediğinize dikkat etmeyi unutmayın.

İncelememi istediğiniz sözcükleri yahut konuları yorum kısmında belirtirseniz çok mutlu olurum 🙂

Kaynakça


YORUMLAR

  1. […] “Nereden Geliyor? / Din” ile başlangıcını yaptığım serimin ikinci yazısı ile siz değerli […]

Sizin Düşünceleriniz