Peygamberler Tarihine “Yitik Cennet” ile Farklı Bir Yaklaşım

Sezai Karakoç’un okuduğum ilk yapıtı olması hasebiyle bu düşünce derlemesine bir yazı yazmayı uygun gördüm. İvedilikle ufak çapta tanıtımını yapayım eserin: Eylül 1974’ten Ocak 1976 tarihine kadar aylık olarak yayımlanan Diriliş dergisinde, 21 Haziran 1976 ile 14 Ekim 1976 tarihleri arasında ise Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü’nde “Zülküf Canyüce” takma adıyla yayınlanan Yitik Cennet, Diriliş Yayınları tarafından birinci baskısını (elimdekinden edindiğim bilgiye göre) 1976 yılında görüyor.

Hangi Peygamberler Var?

Kitabın Hz. Âdem’den başlayarak Hz. Muhammed’e (sallallahu aleyhi vesellem)kadar dokuz peygamberi içerdiğini -sırasıyla Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. İsa, Hz. Muhammed-, peygamberlerden sekiz tanesinin “cennetin sekiz kapısı” olarak nitelendirildiğini ve İslam Âlemi’nin peygamberi Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) ise “cennetin kendisi” şeklinde ifade edildiğini belirtmek isterim. Bu sebeple mesajın yerli yerine ulaşabilmesi için okuyucuların öncelikle peygamberlerin hayatlarını en azından ana hatları ile bilmelerini tavsiye ederim.

İçerik Hakkında

Yazarın kendisinin de kitabın son sözlerinde, yani “Çıkış” kısmında, andığı üzere bu denemede içten dışa diğer bir deyişle özden kabuğa bir yolculuk bizi beklemekte. İlk peygamberden itibaren yitirilen cennetin kazanılması, onun tekrar hak edilmesi üzerine kurulmuş düzende; bireylerin iç dünyasını peygamberlerin yaşadıkları olaylarda aldığı hal ve tavırlarla ilişkilendiren Sezai Karakoç, tabi ki de bununla yetinmiyor ve mevzuyu bir başka boyut olan “medeniyet” kavramına taşıyor. Böylece gerek Hanif İnancı (Haniflik/Hanif olma)’nın serüvenini gerekse sonradan kurulan uygarlıkların gelişme süreçlerinde nasıl adımlar atmaları gerektiğini, yıkılma yahut çöküş dönemlerinde varlıklarını devam ettirebilmeleri adına almaları gereken tedbirleri açıklıyor.

Peki ya Dil?

Kitabın dili yalın diyebileceğimiz düzeyde. Mecazlar, semboller ve çarpıcı örnekler sayesinde sizi sürüklüyor lakin bu eserin yazarın düşünce yazılarının bir toplanması olduğunu unutmamak gerek ki ara sıra karşımıza çıkan ideolojik terimler bizi şaşırtmasın.

En sevdiğim kısım İbrahim peygamber oldu. Kendisini Sezai Karakoç öyle bir anlatmış, öyle bir inceleyip betimlemiş ki benim buraya yazacağım tüm kelimeler yaklaşık otuz sayfada bahsedilenler için kifayetsiz kalacak. İşte böyle olmaması için direkt örnek iki paragraf sizlerle:

Bu, Hz. İbrahim’in ateş ile imtihanı üzerine yazılmış bir paragraf
Bu ise Hz. İbrahim’in, oğlu Hz. İsmail’i kurban etme olayını irdeleyen bir paragraf

Yegâne Kusur Diyebiliriz

Kitaba dair tek eleştirim şu olabilir: Bu denli “cennetin kendisi”nin atfedildiği bir peygamber üzerine yazılan sayfa sayısını yetersiz buldum. Gerçi şöyle bir düşündüğümüz vakit Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) için sayamayacağımız çoklukta eser verilmiş. Kâh Siyer ilmi adına hayatı ve/ya yaşadığı olaylar çeşitli şekillerde yazılmış kâh hadisleri apayrı ciltlerde toplanmış. O sebeple mazur görülebilir bir durum. Yahut en başlarda da zikrettiğim gibi bu kitap iki farklı mecrada kaleme alınmış fikrî yazıların bir derlemesinden meydana geldiği için bu yayınların o zamandaki durumlarını da bir gözden geçirmeliyiz.

YORUMLAR

  1. […] yayınlanan yazım “Peygamberler Tarihine ‘Yitik Cennet’ ile Farklı Bir Yaklaşım“ın ardından bir dergide rast gelmem sonucunda “peygamber” kelimesinin […]

Sizin Düşünceleriniz

%d blogcu bunu beğendi: