Ruby Sparks (Hayalimdeki Aşk) Film İncelemesi

Saat 01.07, yaz aylarına girmiş olmamızın yanında evde tıkılı kalmamızın da etkisi olsa gerek sıkıntıdan patladığım sıradan bir günde hepinizin İnstagram’da film kesitleri paylaşan sayfalarda denk gelmiş olabileceği “Ruby Sparks (Hayalimdeki Aşk)” filmini “Ya bir adam vardı, hayalindeki kızı yazıyordu ve kız gerçek oluyordu” şeklinde aklıma takılan bir düşünceyle biraz Googleladıktan sonra buldum ve izledim. Gerçekten daha önce kenara köşeye karaladığınız bir kaç ütopik cümlenin birden gerçek olup karşınıza çıkmasını nasıl karşılardınız?

Film Bize Ne Anlatıyor?

Yazdığı, yapımcılığını yaptığı ve oynadığı filmlere bambaşka bir hava kazandıran Zoe KAZAN tarafından senaryosu yazılan; ayrıca Paul DANO ile Zoe KAZAN’ın başrollerini paylaştıkları bu film, Calvin Weir-Fields isimli bir yazarın lise yıllarında yakaladığı büyük başarıdan sonra yaratıcı yazarlığı sürdürememesi ve psikologunun önerisi ile hayatının en kötü hikayesini yazmaya başlamasından sonra ortaya çıkanları bize anlatıyor.

Bir Rüyadan İlham Alan Hikaye

Calvin Weir-Fields, lise yıllarında yakaladığı ünden kaynaklı olsa gerek insanları kendi istediği gibi şekillendirmeye çalışan bir yazar ve takdir edersiniz ki hiç arkadaşı yok çünkü insanlar hayatlarını başkalarının şekillendirmeye çalışmasından rahatsız oluyor. Anlaşmalı olduğu kitapevinin de baskısı ile yeni bir kitap yazamayışına kızan genç yazarımız soluğu bir psikologda alıyor. “Köpek al sosyalleşmene yardımcı olur”, “Çık dolaş iyi gelir” gibi klişe öneriler Calvin’in üzerinde işe yaramayınca, psikolog ona bir yazı yazma ödevi veriyor. Daha önce karşı cinsle arasında kurulan tek ilişki de kötü bir şekilde sonlanmış olan Calvin, hayatında yazacağı en kötü hikayenin kendisine verilen ödev olacağı düşüncesi ile hikayeyi yazmaya başlıyor ve farkediyor ki kaleminden dökülenler onun rüyalarında hayal ettiği kız ve ikisinin birlikte yaşadıkları hakkında.

Paul Dano’nun Canlandırdığı Calvin Weir-Fields

Kalemden Dökülen Gerçekler

Kitap sayfaları büyük bir heyecanla yazılıyor ta ki Calvin, bir sabah uyanıp kitabın ana karakteri olan Ruby SPARKS‘ın mutfaktan ona el salladığını ve “Gece seni çok özledim, güzel bir şeyler yazabildin mi bari?” şeklinde seslendiğini farkedene kadar. Ne kadar ilginç değil mi? Bir gece öncesine kadar yazdığınız ve sadece rüyalarınızda gördüğününüz o karakter size mutfakta yemek hazırlıyor. Calvin’de böyle düşünmüş olacak ki birden ortaya çıkan bu kızın gerçek olmadığını düşünüyor ancak etrafındaki insanların Ruby’i gördüklerini ve onunla iletişim kurduklarını gözlemleyince bir mucizenin içerisinde olduğunu anlıyor. Tam olarak bu durumun anlatıldığı sahnelerde, Calvin’in yazdığı taslakta değişiklik yaparak Ruby’nin de değişip değişmeyeceğini test ettiği bölümler yüzümüzde bir gülümseme oluşturmayı başarıyor.

Zoe KAZAN’ın Canlandırdığı Ruby SPARKS

Erkekler İçin İdeal Kız Figürü

Ruby, her ne kadar Calvin ve abisi özelinde tüm erkekler için ideal bir kız figürü gibi görünse de bir insan olduğu için sadece Calvin’e bağlı bir sosyal hayatı olduğundan, veya Calvin’in ona hayat verirken Calvin’den başkasını önemsememesi için karakterinde sosyallik kısmını yazmamasından kaynaklı olarak, oldukça sıkılıyor ve bunalıyor. Bunu gören ve yazdığı karaktere hafiften aşık olmay başlayan Calvin’de yazdığı taslaklarda Ruby’i mutlu mizaçlı bir karaktere çeviriyor. Yeni yaptığı değişiklikle beraber Ruby’nin olumlu olumsuz her koşul altında mutlu olduğunu ve bu sahte mutluluğun son bulması gerektiğini farkeden yazar, Ruby için kendi duygularına sahip olabilecek bir karakter şeması hazırlıyor.

Kendi Duygu ve Davranışlarına Sahip Ruby SPARKS Karakteri

Artık kendi hareketleri, duygu ve düşünceleri olan Ruby, gün geçtikçe Calvin’in kontrol takıntısından bunalıyor ve ikili arasında ilk kavga patlak veriyor ki bu kavga Calvin’in hırsına yenik düşüp o çok sevdiği kızı, Ruby’i, incitmesi ile son buluyor. Peki ya sonuç? Calvin, Ruby’i; seviyorsan özgür bırak felsefesine uyarak özgür bırakıyor ve ikisinin maceralarını anlatan ve Ruby’ye karşı bir özür niteliği taşıyan hayatının en başarılı eserini yazıyor.

Farkettiniz mi, hikayemizin başında hayatının en kötü kitabını yazmaya başlayan Calvin; aynı hikayenin sonunda hayatının en büyük başarısına kavuştu. Peki ya Ruby’e ne oldu? Calvin – Ruby ikilisinin son durumunu filmin sonunda oldukça içinizi ısıtacak bir şekilde görme fırsatı buluyorsunuz.

Calvin Weir-Fields ve Ruby Sparks Son Sahne

Yılların Eskitemediği Etki

Romantik Komedi & Dram kategorisine girmiş olan bu film aslında benim ilgi alanıma pek girmiyor. Ruby Sparks (Hayalimdeki Aşk) her ne kadar 2012 yapımı bir film olsa da, aradan 9 yıl geçmiş olmasına rağmen normalde kendi kategorisinin hitap etmediği izleyicileri bile etkilemeyi başarıyor.

Bu hikayede en çok dikkatimi çeken konu Calvin’in rüyasından gördükten sonra yazma gerekliliği duyduğu bir hikayeyi kaleme alması ve en sonunda sevdiğini mutlu olması için özgür bırakması oldu. Bir rüyanın kaleme alınması da uzun süre önce başını yazıp rafa kaldırdığım bir kitap projesini tekrardan ele almam için bana ilham verdi çünkü ben de projemin temelini oluşturan hikayeyi rüyamda görmüş ve yataktan kalkar kalkmaz not almıştım. Hayatınıza dokunan her fikirden ilham almanız ve aldığınız ilhamla harekete geçmeniz dileği ile sonraki yazılarda görüşmek üzere…

Ruby Sparks (Hayalimdeki Aşk) Film Tanıtım Görseli

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz