Tanrı Çocuğu Korusun – Kitap İncelemesi

Kimden?

Ailesinden mi? Ayrımcılıktan mı? Yoksulluktan mı? Sapıklardan mı? Irkçılıktan mı? Kendisinden mi? Hangisinden? Cevap çok basit. Hepsine sebep olan ‘insan’ dan.

Gülseren Budayıcıoğlu’nun kitaplarından uyarlanan dizilerin sayısının, kanalların yayın akışında artması ile çoğu insanın daha çok farkına vardığı bir şey var; çocukluk travmaları. Birçoklarının çocuktur unutur dediği şeyler aslında şu anki bizlerin davranışlarının altındaki sebepler. Çünkü Çocuklukta açılan yaralar iltihaplanır ve asla kabuk bağlamaz. Bu yazımda size çocuklukta yaşadıklarımızın hayatımızdaki yerini en güzel anlatan kitaplardan birisi ile tanıştıracağım; Tanrı Çocuğu Korusun.

Siyahi bir anne babadan, gece kadar karanlık tene sahip olan Bride’ın doğması ile ailesi büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar. Baba çocuğa bir kere bile dokunmaz, yabancı gibi bakar. Zaten en yakın zamanda da ailesinin terk eder. Annesi ise çocuğu korumak adına Bride’ı bir sürü kısıtlama ile büyütür. Bu kısıtlamaların biri de sevgidir. Annesinin ona dokunması için dayak yemeye bile razı olan Bride’ın anne demesi bile yasaktır. Bride büyüdükçe dünya da değişir. Artık o Bride sadece beyaz giyinerek teninin rengini özellikle ortaya çıkaran, başarılı, zengin ve pek çoklarının imrenerek baktığı bir hayat yaşamaya başlar. Bir adamla, Booker’la tanışır. İlişkilerinin güzel gitmesine rağmen Booker  ‘sen benim istediğim gibi bir kadın değilsin’ bahanesi ile Bride’ı terk eder. Booker’ın, aşkının peşinden giden Bride bu yolculukta kendisini, annesini, çocukluğunu, aşkını yani hayatını sorgulamaya başlar.

Ama bu kitapta sadece derisi siyah olan bir kızın yaşadıklarını değil, istismara uğrayan ve hayatları bir noktada kesişmiş birçok çocuğun hikayesini okuyacaksınız.

Toni Morrison

Yazarın değindiği konular, anlatış şekli, vermek istediği mesajlar her karakterin gözünden ayrı ayrı anlatılıyor. Bu da olayları farklı karakterlerden dinleme fırsatı sunuyor. Akıcı ve etkileyici bir dili olan kitabın anlattığı şeyler maalesef ki günlük hayatta da karşımıza çıkan olaylar. Bu yüzden de güzel bir kitap olduğu kadar rahatsız edici de bir kitap.

Kitabı bu kadar beğenmemin sebebi, düşündürmesi ve sorgulatmasının yanında bir o kadar da farkındalık kazandırması. Teninin rengini bir kambur gibi sırtında taşıyacak daima. demişti Bride’ın annesi sadece teninin rengini değil yaşadıkları her şeyi bir kambur gibi sırtında taşıyor çocuklar. Böyle şeyler yaşamış çocukların olduğunu ve çocuklukta yaşananların bir ömür yaşamaya devam ettiğini bilmek insanın şu anki davranışlarını düzeltmesi için bir sebep. Kitapta da dediği gibiBir çocuğa ne yaptığınız önemlidir. Üstelik çocuklar yaptıklarınızı asla unutmayabiliyor. Bu yüzden hayatına dokunduğunuz her çocuğa sevginizden verin. Unutmayacakları şeyler kitabın da can alıcı noktası olan istismar ya da sevgisizlik değil de, bir gülümseme olsun.

Bu kitabı okuduktan sonra dünyanın herhangi bir yerindeki bir çocuk sizin için daha önemli olacak. İşte o çocukları sevin çünkü dünyadaki kötülükler çocukları sevmekle bitecek.

Toni Morrison’ın duasına amin diyorum ve yine kitapta geçen bir cümle ile yazımı sonlandırıyorum:

“Bir çocuk. Yeni bir hayat. Kötülüklerden, hastalıklardan uzak, kaçırılmayan, dayak yemeyen, tecavüze uğramayan, ırkçılıktan, aşağılanmaktan korunan, incitilmeyen, kendinden nefret etmeye itilmeyen, terk edilmeyen bir çocuk. Hatasız büyüyen. İyilikle. Öfkesiz.”

Toni Morrison’un hayatı ve kitapları hakkındaki diğer yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

  1. […] saygıdeğer okuyucularımıza “kitap analizi” serimizde okumaktan keyif aldığım “posta kutusundaki mızıka” kitabını […]

Sizin Düşünceleriniz

%d blogcu bunu beğendi: