Van Gogh’u Koklamak

The Starry Night (Yıldızlı Gece), Bedroom In Arles (Arles’teki Yatak Odası), Sunflowers (Ayçiçekleri), Almond Blossom (Çiçek Açan Badem Ağacı) ve Café Terrace at Night (Kafe Terasta Gece) gibi meşhur eserlerinin yanı sıra yuvarlak hesap 10 yıllık ressamlık serüveninde bize 2000’den fazla resim/çizim, 850’yi aşkın yağlı boya eseri bahşetmiş bir adam… Kimden bahsettiğimi elbette anladınız. Karşımızda 1890 yılında hayatını kaybetmesine rağmen 21. yüzyıla adını ve yapıtlarını taşıyabilmiş tek kulağı olmayan bir sanatçı var: Vincent van Gogh

Onun tek kulağı yoktu, evet lakin keskin görüşü, renklere hâkimiyeti, güçlü bir doku algısı ve nice başka yetileri vardı ki bu denli muazzam tablolar ortaya çıktı. Aradan geçen onca sene ise tanığı olabilir ancak hayranlıkla çizgilerini, fırça darbelerini seyreden insanların hissettiklerinin ve düşüncelerinin bozulmayışının. Bakın değişmek demiyorum, çünkü bu fiil zaten her an gerçekleşiyor hayatımızda. Bizler büyüyoruz, gelişiyoruz, buyurun size fiziksel değişim; başka fikirlerle karşılaşıyoruz, kıyıda köşede kalmış duygularımızı keşfediyoruz; bunlar manevî değişim. Bu sebeple hiç kimse yoktur “Ben aynıyım.” diyebilen. Bu sebeple sanatçılar dahi bir eserini tekrar icra ederken tıpatıp almaz orada olanı. Yine bu sebepledir ki Van Gogh’un izlerini yeniden görenler her seferinde farklı ruh hâli içerisindedirler. Değişmişlerdir çünkü.

Parfüm Yolda!

İşte Hollanda’daki, sanatçının kendi adını taşıyan müze de 2021 yılında “değişik” bir şeyler deniyor ve bünyesinde barındırdığı eserlerden ilham alan bir parfüm serisi çıkarıyor. Müzenin genel müdürü Emilie Gordenker hanımefendinin söylediği üzere bu “Van Gogh” temalı kokuların amacı ziyaretçilere Vincent’ın sanatını deneyimlemek için taze ve farklı bir yol sunmak.

Müze yeni koleksiyon için İngiliz parfüm markası Floral Street ile iş birliği yapıyor. Bu, Van Gogh Müzesi’nin moda ve güzellik sektörüyle yaptığı ilk çalışma ortaklığı değil. Hatırlar mısınız bilmem, daha önce Vans ile piyasaya sundukları Vans x Van Gogh koleksiyonu oldukça ses getirmişti. Üstelik başka ilgi çekici adımlar da atılmıştı. Monopoly ile bir birliktelik gerçekleşmiş, Samsonite valizlerinde de tabloları görebilmiştik.

Önceden de Varmış!

Eserlerin ne tür bir yaklaşımla parfüme dönüşeceğine dair müze tarafından henüz bir açıklama yapılmamış olsa bile biz biraz araştırmayla aslında sanatçı ve müze kokularının yeni bir şey olmadığını görebiliriz. Andy Warhol için bir parfüm, Louvre Müzesi için bir düzine koku rahatlıkla sayabileceğimiz emsallerden. Bizi asıl şaşırtacak olan şey ise 1990’larda çıkmış kısa ömürlü bir Vincent van Gogh parfüm serisinin bulunması!

Bu yazıyı okuyan sanatseverler için güzel haberi şimdiden verelim! İlk kokular ve kokulu ev ürünlerinin ağustos ayında satışa sunulması bekleniyor.

Peki sizce, sanatçının eserlerinin parfümlerle desteklenmesi insanlardaki kalıcılığını artırabilir mi?

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz