Anlamak Masraflı İştir

Anlamak

Seni anlıyorum demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz bu dünyada… Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur. Koridorlarında birikenlerin kokusunu bile yaymaz dışarıya. Otobüs durağında yanında gazete okuyan adamın deliliğinin kokusunu, anormalliğin kokusunu duyamazsın . Sadece gördüklerin vardır. Beş duyunun algıladığı kadar anlarsın aileni, sevgilini, çocuğunu. Dolayısıyla herhangi bir şeyi, birisini anladığına ama gerçekten anladığına emin olmak, sarıldığında arkasından ellerini kavuşturabilecek kadar o şeyi ya da kimseyi anlamak çok zaman isteyen olağanüstü bir durumdur. Söz konusu olağanüstü ilişki için olağanüstü bir insan olmak gerekir.

Dünyanın en iyi üç gitaristinden biri , enstrümana dair şu kelimeleri söyler:

“Gitarı ve gitar müziğini anlayabilmekteyim.”

Varılabilecek son noktadır anlayabilmek. En üst derece bilgi gerektirir. Kim bilir bende anlarım bir gün kendimi. Anlayabilirim insanlığımı. Ya da hepsinden vazgeçtim. Belki bende bir gün anlayabilirim suyu, ateşi, havayı, toprağı…

Anlamak Masraflı İştir

Anlamak Ders Almak Değildir

Yanlış anlaşılmasın. Ders almak değildir anlamak. Tecrübe asla. Kıyasla varılamaz bu noktaya. Sadece anladığının farkında olmaktır. Ölümlü olduğunu unutamadıktan sonra ne gereği var anlamanın? Tutunsan da aşklarına, zincirlesen de kendini dostlarına, yine de gömülürsün toprağa. Gerekirse hepsiyle beraber gömerler. Firavunlara yaptıkları gibi. Anlayan şöyle der:

“Anlamasaydım da ölecektim. Daha çok anlamak yormayacak tabutumu taşıyanların kollarını. Çünkü ne daha ağır oldum ne daha büyük.”

Ne Ölüm Ne de Hayat

Ne ölüm ne de hayat! Hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda. Hiç birinin eli bana değmiyor. Çünkü ellerim ceplerimde hiç olmadıkları kadar. Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiç biri olmadı. Hepsi dar geldi. Hiçbir hayale sığdıramadığım tek bir gerçek vardı. Sevdim işte. Ötesi de yok gerisi de. Eğer inanabilseydim şu an herhangi birine, dinlemek isteseydim ondan başkasını, anlamak isteseydim belki de sadece sesini duymak isteseydim bir başkasının gerekirse her şeyi yıkar yeniden başlardım.

Kim kimi duymuştu ki zaten bugüne kadar? Kim kimin çığlığına koşmuştu ki? Komşularının hıçkırıklarını duymazdan gelen insanların kaderinde sessizce ağlamak vardı. Dünyada yardım istenecek kimse yoktu. Hiçbir zaman da olmamıştı. Gönüllü yardım kuruluşları doyuruyordu belki birkaç yüz bin kişiyi ama duyabiliyor muydu açlıktan kıvranan çocukların haykırışlarını?… Ben de okşadım onun kısa saçlarını. Alnına değdirdim dudaklarımı. Ve devam etti her şey sanki hiç başlamamış gibi. Gece insanlarının ayinleri devam etti, Kaybolmuşluğun kahkahaya karıştığı o ışıkta. Onun gözyaşları yanaklarından süzülürken kendi rüzgarında kurudu. Ben ağlamam dedim kendime. Kurutamam çünkü gözyaşlarımı. Başlarsam durduramam diye ağlamam. Bütün damarlarım, kemiklerim çıkar gözpınarlarımdan. Geriye bir tek derim kalır.

Anlamak Masraflı İştir” isimli yazımız Başak Hilal KORKMAZ isimli Misafir Yazarımız tarafından hazırlanarak GençGeçit.com Ekibine gönderilmiştir. Sizlerde yazılarınızın yayınlanmasını istiyorsanız iletişim formu veya bilgi@gencgecit.com mail adresi ile yazılarınızı bize ulaştırabilirsiniz.

İnsan Hayatı Doğumdan Ölüme Kadar Bir Yolculuktur

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz