Çocuklar Ölünce Büyüdük Biz

2 Eylül 2015. Savaştan kaçmaya çalışan bir aile… Cansız bedeni sahile vuran küçük bir çocuk.. Bir kuş gibi suyun içinde süzülen, çirkinleşip gerilen, kıvrılan, kontrolsüzce kasılan bir vücut. Yerin metrelerce altında havayı hatırlamak. Nefes alamayıp paniklemek. O paniğin getirdiği acıyı iliklerine kadar hissetmek. Dibe sürüklenirken devirdiği her metrede sonsuz huzuru bulmak. 3 yaşında boğularak can vermek.

Eğer ekmek aslanın ağzındaysa onu oraya kim koydu diye sormaz mı insan? Ya da sormayanlar aslandan uzak bir yerde kendi ekmeklerini kendi mi yapıyor?

Her üç duanın biri paraysa, her üç uykusuz gecenin biri borçsa ve her üç kişiden biri açsa aslanın da ağzına tüküreyim demez mi insan?

Demiyor işte…

Zamanı gelince hep oturup ağladık da bir iki gün içinde çoktan unuttuk.

Ya çocuklar ölünce büyüdük biz ya da rengini kaybeden dünyaya büyümek dedik.

Dünya 6 kıtaydı. 7.’ sine düşmüş çocuklara ne demeli?

Onlar açlık ve unutulmuşlukla imtihan edilmedi. Ne ektilerse onu biçtiler. Öyle mi?

Babası, annesi Allah’ tan çok insandan umanlara ne demeli?

Bu çocuklar daha iyi anne, baba seçselerdi öyle değil mi?

Oysa çocukların ne vatanı vardı ne milleti ne dini ne ırkı ne cesareti.

Çocuktu onlar. Yaşları beş ,altı, yedi..

Senin gibi ” Yuh ulan! Nasıl alıyorlar bu arabaları” demezdi.

Binlerce liralık mobilyaların, onları hiç ilgilendirmezdi.

Yer, toprak, koltuk ” der, geçerdi.

Kimi Suriye’ den  kimi Irak’tan  kimi Filistin ‘ den geldi.

İnan bana bıraksan hiçbiri gelmezdi.

Çünkü bilmezdi gökte Allah, yerde paraya tapan insanı.

Çünkü bilmezdi boyama defterindeki o masmavi denizin onu boğacağını.

Çünkü bilmezdi elimizden gelenin ardındaki çocuk kimsenin içinin dahi sızlamadığını.

Ve bir gün bir çocuk eve geldi. Kimse yoktu. Oyun bitti.

Murat Sayın – Aylan Bebek – Refugees Art

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz

%d blogcu bunu beğendi: