Empati Köşesi #1 : Deneyim

EMPATİ KÖŞESİ NEDİR ?

Empati, genellikle insanların karşıdaki kişinin gözünden olaylara bakabilme yetisine denir. Ben yeni açtığım bu  empati serisinde günlük insan ilişkilerinde empati temalı alt birimleri kendi zihin dünyamda harmanlayarak siz saygıdeğer okuyucularımızın takdirine sunmaya çalışacağım.

DENEYİM NE DEMEK “

Deneyim, benim nezdimde insanların yaşamlarının başından sonuna kadar yaşayıp öğrendikleri olaylar ve tanımlarla birlikte; yaşamımızı kendi irademizin bir adım önünde  yönlendiren bir ayak bağıdır. Bu deneyim tür olarak farklılık gösterebilir. Velev ki zanaat veya sanat icra eden ustalarımızın edindiği bu kariyer bazlı deneyimlere ayak bağı demek haddime bile değil. Benim ” Ayak Bağı ” şeklinde bahsettiğim deneyim tipi ise sosyal hayat içerisinde istek dahilinde yaşanılan olayların tesiriyle gelişen deneyimdir. Bir hatayı bir kere yapmak ya da çekilen acıyı bir daha çekmemek gibi geri bildirimleri meydana getirir. Ne güzel diye düşünenler varsa aramızda ; bir şeyi sevmek ve ona bağlanmak istesek dahi deneyimler bir şekilde ayağımıza bağ oluyor.

” SIR “

Yaşamın sırrı nedir de kimse bulamıyor . İşin garip noktası da bu yaşamın sırrını hep dışarıda, evrende veya başka şahıslar da arayıp bulmaya çalışıyoruz. Bu “SIR” linke tıklayarak öğrenebileceğiniz bir sır ama vaktiniz yoksa eğer 80 dakika yerine 5 dakika da en azından bir kısmını kafanızda şekillendirmeye çalışacağım. Yaşamaktan en zevk alınan ya da en çok yaşamı hissettiğimiz anlar duygu yoğunluğumuzla doğru orantılı artar.

Karar vermede benim nezdimde en önemli boyut ne istediğini bilmektir. Sonuçta her insanın doğası bellidir. Kendi zihinsel keşfini yapmayan, daha ziyade bu uğraşta bulunmayan kişilere felsefe taşını versen de ne fayda. Zihinsel, fiziksel ve sosyal kişiliklerinin keşfetmelerini genç kardeşlerime öğüt ederim. Bu öğüdün amacı ; anti-sosyallik , depresyon ve ruhsal buhranlardan toplum olarak kurtulmamızı istememdir.

İnsanoğlunun; isteklerini bilmeme, isteklerini kabullenmeme, kabullense dahi “Ayak Bağı” sebebiyle isteklerini bastırma huylarından vazgeçmesi gerekiyor. Normal de ne istediğimizi bilmemiz gözümüze imkansız geliyor ama vücudumuz bize duygular aracılığıyla aslında bir dönüt sağlıyor. Bu dönütleri dinlemeli ve hangi duyguya aç olduğumuzu hissederek o duygusal açlığı doyuran yerde bulunmalıyız. Bunu insanların duygularını sömürmek olarak algılamayın. Daha ziyade “Duygularını yeşertecek toprağı bulmak.” benzetmesini baz almamız lazım.

En başta da dediğim gibi bu düşünce biçimini uygulamak için önce kişilik keşfini tamamlamamız gerekiyor. Velev ki yapmadık ne olur ki demenizi istemem. Çünkü isteklerimizin de kendi kişiliğimizin içinde bir süzgeçten geçmesi gerekiyor.

Haftaya Empati Köşesi’ne “DUVARLAR” başlığını inceleyerek devam edeceğiz.

Benzer bir içerik ile okumaya devam etmek isterseniz


İnsanlar Üzerindeki Etkimizi Nasıl Arttırırız?

İNSAN ACI DUYABİLİYORSA CANLIDIR.

BAŞKASININ ACISINI DUYABİLİYORSA İNSANDIR.”

Lev Nikolayeviç Tolstoy

YORUMLAR

  1. […] harmanlayarak siz saygıdeğer okuyucularımızın takdirine sunmaya çalışacağım. İlk yazıma buradan […]

  2. […] Yazımda Deneyimlerin Sosyal Hayatımızdaki İsteklerimizi Engellediğine Değinmiştim. Bu Konuda Ne Düşünüyorsun? […]

  3. […] Empati, genellikle insanların karşıdaki kişinin gözünden olaylara bakabilme yetisine denir. Üçüncü yazısını yazdığım bu  empati serisinde günlük insan ilişkilerinde empati temalı alt birimleri kendi zihin dünyamda harmanlayarak siz saygıdeğer okuyucularımızın takdirine sunmaya çalışacağım. İlk yazıma buradan ulaşabilirsiniz. […]

  4. […] biçiminize etkisi olacağını düşündüğüm EMPATİ KÖŞESİ serime yazıya tıklayarak […]

  5. […] Empati, genellikle insanların karşıdaki kişinin gözünden olaylara bakabilme yetisine denir. Dördüncü yazısını yazdığım bu  empati serisinde günlük insan ilişkilerinde empati temalı alt birimleri kendi zihin dünyamda harmanlayarak siz saygıdeğer okuyucularımızın takdirine sunmaya çalışacağım. Serinin ilk yazısına buradan ulaşabilirsiniz. […]

Sizin Düşünceleriniz

%d blogcu bunu beğendi: