Maskülinitenin Toksik Kırılganlığı Nedir?

Son zamanların popüler söylemi olan toksik maskülinite, Twitter vb. sosyal medya platformlarında oldukça gündemde. Türkçe karşılığıyla erkek(si)lik anlamı taşıyan maskülinite, ataerkil toplumlarda kırılgan bir yapıya dönüşüyor. Peki nedir bu maskülinitenin toksik kırılganlığı? Beraber inceleyelim!

İhtiyacınız olan bir ürünü sırf renginden dolayı almadığınız oldu mu? Çevrenizde pembe giymekten çekinen veya giyen erkekleri eleştiren biri var mı? Peki bir kozmetik ürünü olan kapatıcının ‘erkekler için’ olan üretiminde “war paint” (savaş boyası) isminin kullanıldığını duydunuz mu? İşte tam olarak bu noktada başlayan kırılgan maskülinite, toplumun biçtiği cinsiyet rollerinin bir getirisi olarak karşımıza çıkar. Bizler henüz doğmadan pembe veya maviyle sınırlandırılan cinsiyet rolümüz, doğduktan sonra da çeşitli yollarla kısıtlanır.

Toplumsal cinsiyet rolleri başlığı altında genellikle kadınlar ele alınıyor fakat ataerkil toplum düzeni erkekleri de birçok noktada belli kalıplar içine sokmaya itiyor. “Erkekler ağlamaz, erkekler güçlüdür, kahramandır, evin direğidir…” gibi kalıplaşmış birçok cümle, erkekler üzerinde baskı kurulmasına sebep olurken bu kalıplara uymayan erkekler toplumdan dışlanıyor, ötekileştiriliyor. “Kadınlar çiçektir, kırılgandır, narindir, ev işlerinde iyidir…” gibi kalıpların içine sığmak zorunda olmayan kadınlar gibi erkekler de toplumun dayattığı hiçbir role uymak zorunda değildir.

Erkekler, toplum tarafından kadınlara ‘atfedilmiş’ bazı davranış ve hareketleri yapmıyor veya yaparken bunu başka isimlerle ifade ediyor. Maskülinitenin kırılganlığı kavramı da tam olarak bu kalıpların içine sığmaya çalışırken ortaya çıkıyor. Erkekler için üretilen mesane pedinin, mesane ‘gardı’ olarak adlandırılması da bu kırılganlığa verilebilecek en iyi örneklerden.

Sonuç olarak ataerkil bir toplum oluşumuz aynı derecede olmasa da kadınları olduğu kadar erkekleri de olumsuz etkiliyor. Ataerkillik, erkeklik olgusuyla ortaya çıkmış fakat burada bahsedilen biyolojik olan erkeklik değil tam aksine insanlara empoze edilen ve içselleştirilmeye çalışılan hegemonik erkekliklerdir (Demren, 2004, 2). Bu toplum yapısı içinde kız ve erkek çocuklarının farklı yetiştirme tarzlarıyla büyütülmesi, erkeklerin silah, araba, uçak gibi saldırganlık simgeleri barındıran oyuncaklara yönlendirilmesi yalnızca çocukken değil büyüdüklerinde de onları sınırlandırıyor; erkekler güçlü, sert ve saldırgan bir yapıdan olmalı gibi basmakalıp önyargılarla belki de onları olmadıkları kişilere dönüştürüyor. Hiçbir birey kendisi için biçilmiş kalıpların içine girmek zorunda olmadığı gibi aksine bu kalıp ve tabuları yıkmak için elinden geleni yapmalıdır. Çünkü algıda oluşan küçük bir değişiklik bile zamanla tüm toplumu etkileyecek güçte olabilir.

 

KAYNAKÇA


  • Demren, Ç., (16.11.2004), “Erkeklik, Ataerkillik ve İktidar İlişkileri”, Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi
  • Marshall, G. (2000). Sosyoloji Sözlüğü, Ankara: Bilim Sanat Yayınları

YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz