Sınırlar

Ben dediğimiz şey tamamen doğar doğmaz annemizin,babamızın, çevremizin, kültürümüzün, dinimizin, inancımızın, coğrafyamızın bize kodladığı bir sürü verili sınırla örülü olan o şeydir.

Mesela hepimiz kendimizi tanımlıyoruz. Ben erkeğim. Ben babayım.Ben kadınım.Ben müslüman bir ülkede doğdum. Ben yakışıklıyım ya da değilim. Güzelim ya da değilim. Böyle bir şekilde kerteriz noktaları koyuyoruz.

Bu koyduğumuz sınırda ben demeye başladığımızda ciddi bir tehlike başlıyor. Sonsuz olasılıklar evreninin içerisinde bir tanıma sıkışıp kalıyoruz. Bu normal olan her insanı rahatsız eder. Peki biz burada rahatsız olmamak için ne yapıyoruz?

Dış dünyadan iç dünyamıza devamlı bir veri akıyor ve kendi sınırlarımızın dışında bir hayat olduğunun çok farkındayız. Bu yüzden aldığımız veriyi çarpıtıp bu tanımlarımızı tahkim etmek, arkadan desteklemek, kütükler yığmak için kullanıyoruz. Peki bu ne demek?

Senin orijinalde öğrendiğin bir rol var. Dışarıdan edindiğin ya da dışarının baskısı ile edindiğin bir rol var. Bir biçim var. Anne,baba , öğretmen,birinin çocuğu,samimi arkadaş ya da sevgili…

Bunların hepsi total bir benliğin köşe başlıklarını oluşturuyor. Yani karadenizli olmak da böyle bir tanım. 70 yaşında olmak da böyle bir tanım. Henüz çocuk olmak da,aklı havada olmak da. Bu tanımların hepsi benliğin sınırlarını oluşturuyor.

Mesela baban tarafından sana bir baba prototipi çiziliyor. Şöyle baba olmalısın bunu yapmalısın diğerlerini çiğneyip yutmalısın ya da aksine tükürdüğünü yalamamalısın. Sen bunu alıp önüne koyuyorsun ve bu tanımı öğrendiğin her şeyle arkasını destekleyerek kafanda öyle bir sabitliyorsun ki istesende baba olduğun zaman o babalık tanımının ötesinde hareket edemiyorsun. Oraya kendini fixliyorsun. Ya da erkeklik rolünün böyle olduğunu, toplumun sana biçtiği rolün böyle olduğunu düşünüyorsun.

Zaman geçtikçe, biz büyüdükçe sınırlara ihtiyacımız oluyor. Bunu doğal ihtiyaç gibi düşünebilirsiniz. Ama bu zihin çok kısıtlı,sınırlayıcı kabullerin,inançların,geleneklerin olduğu binlerce yıllık kültürel evrimin ürünü bir yerlerde dünyaya geliyor. Söz konusu kültürel evrimde birçok bilgi, hikaye, kural, kanun, aidiyet biriktiriliyor ve bir anda bize yükleniyor.

Sen bir inancın içinde kendini buluyorsun. O inancını doğrulayan bütün verileri alıp doğrulamayanları atıyorsun ve bunun arkasını doldurmaya devam ediyorsun. Yani sonsuz olasılıklardan herhangi bir şey olabilirsin ama yarışa bir sınırla başlıyorsun.

Avantaj-Dezavantaj ikilisi ile ele alırsak?

Gelişim dediğimiz şey o sınırları genişletme meselesi ya da farklı olasılıklar keşfetme. İnsanların çoğu kendini içinde bulduğu sınırlamalar ya da tanımlamalar içerisinde konforlu bir hayat kuruyor ve genellikle sürekli şikayet etmesine rağmen herhangi birini değiştirmeye girişmeden ömrünü tamamlıyor.

Peki ne yapılması gerekiyor?

İki şansın var. Ya bu sınırı destekleyecek seçimli bilgi alışverişi ile oraya bir kazık çakacaksın, sabitleyeceksin ya da nereden biliyorum diye soracaksın, üzerine gideceksin. Kendin keşfetmediğini başkasının öğrettiğini fark edip bütün düşünceleri öteleyeceksin.

Ama unutulmaması gereken bir şey var. Bunların hepsi emek gerektirecek.Sorun çıkaracak, pratikleri ve alışkanlıkları değiştirecek. Daha çok glikoz daha çok yağ harcatacak. Mesela aşık olunca insanlar neden kilo verir? Zihin yeni olan o aşka öyle bir kitlenir ki, oraya ulaşmak için bütün kaynakları öyle bir seferber eder ki artık sindirime, yemeye ,içmeye ,tada ,lezzete harcayacak enerji kalmaz. Beyindeki oreksin denilen sistem şarteli kapatır ve 7/24 onu düşünmeye başlarsın. Sadece onu düşünerek rahatlatıcı kimyasallar salgılayabilir hale gelirsin. Bu sistem ben sınırının bir başka insanla ya da bir başka amaçla kavuşma isteğiyle genleşme arzusudur.

Eğer biz bir şeyler yapmaya üşenirsek, sınırları yıkmaya ya da esnetmeye üşenirsek bizden belki de ilham bekleyenleri görmezden gelmiş olacağız. Benim ilham olduğum kişi bir tabu yıkıp başka birine ilham olacak. Ama bu iyi yöne de kötü yönede olabilir. Bazen bazı sınır aşımları toplum için yıkıcı olabilir.Belli kıstasları,kriterleri,ahlak kurallarını,kabulleri,teamülleri girişine yıkmak da bir sınır aşımıdır.

Kaynakça


YORUMLAR

Sizin Düşünceleriniz